Birlikte Okumalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Birlikte Okumalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ağustos 31, 2013

Yazar Ayları Etkinliği ve Çekiliş


Pinuccia'nın ev sahipliğinde gerçekleşen Yazar Ayları Etkinliği'ne her ay katılmaya çalışıyorum, biliyorsunuz.
Bu ay yapılan oylama sonucunda yazarımız Stephen King oldu.
Bir sonraki ay da Saramago *.*
Pinuccia çeşitli yayınevleri ile görüşmüş etkinliklere destek vermeleri adına.
Altın Kitaplar Yayınevi de ona birbirinden güzel çizgi roman ve kitaplarla destek vermiş.
Etkinliğe ve çekilişe bir göz atmak isterseniz TIK TIK!

Salı, Ağustos 06, 2013

Yokyer ~ Neil Gaiman

Çeviren: Evrim Öncül
Özgün Adı: Neverwhere
Kapak Tasarımı: İthaki
Kapak İllüstrasyonu: Azadeh Ramezani Tabrizi
Yayın Yılı:2. Baskı / Ekim 2012
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 372

"Sen kaç yaşındasın?" diye sordu Door. Richard onun bu soruyu sormuş olmasına sevindi; kendisi asla cesaret edemezdi.
"Dilim kadar yaşlı" dedi Avcı ciddi bir şekilde, "ve dişlerimden biraz daha yaşlı."


Neil Gaiman, bir çok çizgi roman ve romana imza atan İngiliz, bilim kurgu ve fantezi yazarı. Yokyer de Pinuccia'nın okuma etkinliği sayesinde, yazarın okuduğum ilk kitabı. Peki nasıl bir kitaptı bu Yokyer? Nasıl okundu?

Aslına bakarsanız bu sorulara cevap vermek biraz güç. Nail Gaiman uzun süredir tanışmak istediğim bir yazardı. Kafamda iki kitap belirlemiştim bu tanışma adına, biri Koralin'di diğeri Yıldız Tozu. Ancak ikisini de kitapçıda bulamayınca bulunan kitaplarını karıştırmıştım ve hem muhteşem kapağı sebebiyle hem de konusunun ilginç ve güzel oluşu nedeniyle Yokyer ilgimi çekmişti. Büyük bir hevesle almıştım ve ağustos ayını da heyecanla beklemiştim.

Ancak kitabı okumaya başlayınca işler hiç beklediğim gibi gitmedi. Sürekli yakınıyorum, biliyorsunuz. Kafam pek dolu şu sıralar. Belki sebebi buydu. Belki de kasvetli mekânları kaldırabilecek durumda değildim. Böyle olunca metrolarda, karanlıklarda geçen bir kitap okumak bana iyi gelmedi. 

Aslında kitabı 6 günde bitirdim. Elimde çok süründürmemiş olmam güzel. Ama almam gerektiği kadar keyif almadım. Çok güzel kitap, çok özgün karakterler, güzel bir kurgu. Ama işte, sorun bu kez bendeydi herhalde.

Ana karakter Richard. Richard sıkıcı bir şirkette çalışan bir adam. Hayatında pek bir atraksiyon yok. Jessica diye bir hatunla nişanlı. Jessica da Richard'ı kendince "yontmaya", istediği gibi biri yapmaya çalışan bir ablamız. Öyle tipleri sevmem hiç, kitabın başında gıcık oldum ona zaten. Neyse, bir gün patronu ile yemek yiyecekler Jessica'nın, Richard'da yanlarında olacak. Rich'i tembihlemiş bir sürü. Şöyle derse gül, böyle derse şöyle cevap ver falan diye. Bunlar restorana giderlerken, birden bir duvardan bir kapı açılıveriyor ve kaldırıma bir kız düşüyor. Kapıyı falan görmüyorlar da Richard görüyor kızı. Ufak tefek, kir pas içinde, eski püskü kıyafetler giymiş bu kızın önce evsiz olduğunu düşünüyorlar. Fakat Rich kızın yaralı olduğunu görünce onu orada bırakamıyor. Kucağına aldığı gibi yürümeye başlıyor. Jess de nişanı atıyor haliyle.

Richard kızı evine götürüyor ve yarasına falan bakıyor elinden geldiğince. Daha sonra iki adam geliyor, Croup ile Vandemar. Bunlar da kızın peşindeki kötü adamlar. Rich'in evini falan arıyorlar ama kızı bulamıyorlar.

Daha sonra Rich kızın isminin Door olduğunu öğreniyor. Door ondan yardım istiyor, bir adamı bulmasını. Marquis de Carabas'ı bulmasını. Onun kendisine yardımcı olabileceğini söylüyor. Rich denileni yapıp adamı buluyor. O da Door'u alıp gidiyor. Rich de eski hayatına geri deniyor.Ama oops. Dönemiyor mu yoksa?

Ertesi sabah uyandığında işe gitmekte zorlanıyor çünkü ne bir taksi durdurabiliyor ne de metrodaki insanlar onu fark ediyor. İşe gittiğinde masasının taşındığını görüyor. İş yerinde kimse tanımıyor onu. Eve geldiğinde de evinin başka birine kiralandığına tanık oluyor ve insanlar onu görmüyorlar bile. O da tüm bunlardan sorumlu tuttuğu ve bu durumu düzelteceğini umduğu Door'un peşine düşüyor.

Vandemar ve Croup, Door'un ailesini katletmiş. Şimdi de onun peşindeler. Door ise hem canını kurtarmaya hem de ailesinin intikamını almaya çalışıyor. Bu nedenle kendisini koruyacak birini arıyor. Böylece aşağı tarafta Avcı diye bilinen bir kadın da katılıyor onlara. Ve böylece arayış başlıyor. Bu katlin arkasında kimin olduğunu anlamaya çalışıyorlar çünkü biliyorlar ki Vandemar ve Croup birlikte çalışıyor.

Herkes kendi çıkarı peşinde aslında. Door ailesinin öcünü almak derdinde. Door'un babası zamanında Carabas'ın hayatını kurtarmış herhalde, o da bu yüzden Door'u korumaya çalışıyor. Avcı Aşağı Londra'ya korku salan hayvana ulaşma ve onu avlama peşinde. Rich ise eski hayatını geri istiyor. Ve tüm bunları başarmalarının tek yolu da Door'un babasının bıraktığı mesaj üzerine, melek Islington'ı bulmak.

Kitap aslında çok farklıydı, güzeldi. Akıcıydı, anlatımı falan iyiydi yani. Bir çırpıda biterdi ama benim kafamın pek yerinde olmadığı bir zamana denk geldi. Kitaptan keyif almadım demiyorum. Çok daha fazla keyif alacağım bir kitaptı, keşke böyle bir döneme denk getirmemiş olsaydım da iyice tadını çıkarsaydım diyorum.

Bir de kitabın sonundan, bir devam kitabı gelebilir gibi bir izlenim edindim. Öyküyü burada noktalamamaya müsait bir son yazmış sanki yazar. Hımpf, umarım gelir. Bu kez doğru zamanda okumak ve çok keyif almak istiyorum *.*

Bu sayede Neil Gaiman ile de tanışmış oldum. İyi oldu, güzel oldu. Herhalde bir dahaki sefere adamın Yıldız Tozu adlı kitabı ile geleceğim karşınıza çünkü çok merak ediyorum onu da. 

Eöö, yazıyı bitiremedim.
Tamam bu kadar.

8/10

Salı, Temmuz 16, 2013

Okuma Şenliği ~ Yaz 2013

Sevgili Pinuccia, bu yaz da çok tatlı bir etkinlikle çıktı karşımıza. Etkinlik süresi boyunca pek çok kitap okuyoruz. Ancak bu biraz teferruatlı, kurallı ve puanlı bir etkinlik.

Çeşitli kategorilerde kitaplar okumamız gerekiyor. Ben de nihayet kitaplarım düzenledim, okumuş olduklarımla henüz okumadıklarımı ayırdım ve etkinlik için listemi oluşturmaya hazırım!


  • 5 puan: Tüm kuralları boş verip, canının istediği bir kitabı okuyanlara.
    Galapagos'dan vazgeçip Sır'ı okudum. OKUNDU
  • 5 puan: Genel kural en az 200 sayfa okumak olsa da 150 sayfadan kısa bir kitap okuyanlara.
    Ebru'dan teee ne zaman altığım ergen kitabını okumak istiyorum bu kategori için, Tatilde Aşk Başkadır. 134 sayfa. OKUNDU
  • 10 puan: Okuduğu kitabın adında bir renk olana.
    Eğer elimde olsaydı, Benim Adım Kırmızı'yı okurdum. Ancak elimde, adında renk olan tek bir kitap var o da tee bi' zaman Ankara'dan aldığım Yeşil Politika. Bunu bitirebileceğimden emin değilim ama deneyeceğim.
  • 10 puan: Bir serinin ilk kitabı dışındaki bir kitabını okuyanlara.
    Şafak Vakti'ni okumayı düşünüyordum ama daha sonra Harry Potter ve Sırlar Odası ile değiştirdim. OKUNDU
  • 15 puan: Kendisi dışında herkesin o kitabı okuduğunu düşünüp sonunda o kitabı kendisi de okuyanlara.
    Can Dostum OKUNDU
  • 15 puan: Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.
    Alice Harikalar Diyarında OKUNDU
  • 20 puan: Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara.
    Fırat Budacı'nın Kendimi Durduracak Değilim'ini okuyacağım. Kendisi aslında bir diş hekimi.
  • 20 puan: Türü kurgu olmayan bir kitabı okuyanlara.
    Ruhun Yalnızlığı. OKUNDU
  • 20 puan: Hiç görmediği bir ülkede olayların geçtiği bir kitap okuyanlara.
    Şarkı Söyle Luna. OKUNDU
  • 25 puan: 400 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
    Oksa Pollock. OKUNDU
  • 25 puan: Romanın yazarı veya karakterlerinden birinin adı ve soyadı kendisininkiyle aynı olan bir kitap okuyanlara.
    Aytmatov'un Cemile-Sultan Murat isimli kitabını okuyacağım *.* OKUNDU
  • 30 puan: Kendi doğum yılında doğan veya ölen bir yazar tarafından yazılmış bir kitap okuyanlara.
    Kutu Adam OKUNDU
    Kara Acı OKUNDU
İşte benim listem böyle. Umarım hepsini okuyabilirim. Grangé okurken biraz yavaş ilerliyorum, Yeşil Politika'dan hiçbir şey anlamayabilirim. Eh, bakalım, göreceğiz *.* 

Pazar, Mayıs 12, 2013

Vasconcelos Okuyoruz!

Pinuccia'nın her ay bir yazar okuma etkinliği yaptığını artık biliyorsunuz sanırım.

Vasconcelos'un Şeker Portakalı'nı bilmeyen yok herhalde.
En ünlü kitabı bu sanıyorum.
Hatta Zézé'nin yaşamını anlatmaya devam ettiği Güneşi Uyandırlaım ve Delifişek bile pek bilinmiyor.

Pek çoğumuz gibi, Vasconcelos benim de çocukluğumda büyük yer edindi. 
Şeker Portakalı'nı zannediyorum 11 yaşındayken okumuştum ben ve deli gibi ağlamıştım.
Sonra sağda solda dolandı bir hayli ve yıprandı, bu üzücü.

Bu ay, Vasconcelos okumasına katılamayacaktım.
Son dakikada Adana'ya gittim ve kitaplığımı karıştırırken gözüme Şeker Portakalı ilişti.
Tekrar okumak istediğim bir kitaptı zaten.
Ben de yazar ayı etkinliği ile hemen araya sokuşturuverdim.

Bu arada, 23 gündür elimde dolanan Hayatın Kaynağı'nı bu gün bitirdim.
Sevinçliyim, gururluyum.

Bu ay için benim okuyacağım kitap, yeniden, Şeker Portakalı.

Bundan önceki iki etkinliğe de katıldım.
Nisan ayında  Jules Verne'in Çin'de Bir Çinlinin Başına Gelenler'ini
(alıntılar- yorum)
Mart ayında Mario Vargas Llosa'nın Kent ve Köpekler'ini okudum.
(alıntılar- yorum)

Cuma, Nisan 19, 2013

Çin'de Bir Çinlinin Başına Gelenler ~ Jules Verne

Çeviren: Ender Bedisel
Özgün Adı: Les Tribulations d'un Chinois en Chine
Yayın Yılı: 1. Baskı, İstanbul / Ekim 2010
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 320

ARKA KAPAK:

Genç ve zengin Kin-Fo hayata karşı kayıtsızdır. Tüm servetine rağmen mutluluğu tatmamıştır. Günün birinde, bankadan gelen ani bir haberle, tüm parasını kaybettiğini öğrenir. Evlenmek üzere olduğundan ve müstakbel eşine sefil bir yaşam sürdürmeyi kendine yediremediğinden, intihar etmeye karar verir. Ama kararını uygulayamaz. Kendini ölümün kollarına bırakmaya hazırlandığı anda, içinde hiçbir duygu olmadığını fark eder ve bu hayatın heyecanlarını hiç değilse bir kez olsun tatmadan ölüme gidemeyeceğini anlar. Bunun üzerine, ustası ve arkadaşı filozof Wang'dan, belirli bir süre içinde kendisini öldürmesini ister. Böylece ölüm korkusu duyacak ve hayata veda etmeden bunun heyecanını yaşayacaktır. Wang öğrencisinin isteğini kabul eder ve birkaç gün içinde ortadan kaybolur. Onu bulmak imkânsızdır.Oysa talih, Kin-Fo'ya ikinci sürprizini hazırlamaktadır: Gelen ikinci haberle Kin-Fo, servetinin kurtulduğunu, hatta ikiye katlandığını öğrenir. Bu kadar heyecan Kin-Fo'ya yetmiştir. Artık tek amacı dolu dolu yaşamak ve nişanlısı Le-u'yla bir an önce evlenmektir. Fakat bunun için filozof Wang'ı bulması ve yaşamak istediğini ona anlatması gerekmektedir. İşte Kin-Fo ve arkadaşlarının, filozof Wang'ın peşinde Çin'i baştan başa katettikleri serüven böyle başlar. Sonunda Kin- Fo ve arkadaşlarının, filozof Wang'ın peşinde Çin'i baştan başa katettikleri serüven böyle başlar. Sonunda Kin-Fo hayatın değerini anlamış ve onu korumak için büyük bir maceraya atılmıştır.

Jules Verne'in kendine has stiliyle kaleme aldığı bu hikaye, 60'lı yılların sonunda sinemaya uyarlanmış ve "Çin Macerası" adıyla ülkemizde de gösterime girmiştir.

Kılıçlar pas tutup beller parladığı zaman, hapishaneler boşalıp tavanaraları dolduğu zaman, hekimler yayan giderken fırıncılar at bindikleri zaman, İmparatorluk iyi yönetiliyor demektir. (sf.36)

İki kalbin anlaşması ilkbaharı yüz yıl uzatır. (sf.107)

Başkaları için her şeyi yapmayı bilmek gerekir! Mutluluğun sırrı oradadır! (sf.317)

Pazartesi, Nisan 08, 2013

Jules Verne Okuyoruz!

Üçüncü kez, çeşitli yerlerde, çeşitli insanlarla, tanımadığım insanlarla aynı zaman diliminde aynı yazarı okuyor olmanın keyfine bir kez daha varıyorum arkadaşlar.
Oyt, negzel cümle kurdum öyle.
Pinuccia'nın düzenlediği etkinlik ile, geçen ay Mario Vargas Llosa okumuştum, biliyorsunuz.
Üstelik Pinuccia küçük bir çekiliş yapmıştı ve talihli ben olduğum için yazarın bir kitabını bana göndermişti.
Bu ay kitabımı kendim aldım.
Kitap fuarında İthaki Yayınları'ndan çıkmış biiiir dolu Jules Verne kitabı görünce duramadım, bir tanesini kaptım ve etkinliğe dahil oldum.
Bu ay Jules Verne okuyoruz yine Pinuccia'nın ev sahipliğinde.
Kendisi yazarın bir kitabını okuyup bitirdi bile.
Ben de "Çin'de bir Çinlinin Başına Gelenler"e başladım.
Herkese keyifli okumalar *.*

Perşembe, Mart 28, 2013

Kent ve Köpekler ~ Mario Vargas Llosa

Çeviren: Roza Hakmen
Özgün Adı: La cuidad y los perros
Özgün Dili: İspanyolca
Kapak Tasarımı: Ayşe Çelem Design
Kapak Resmi: Paul Gauguin
Yayın Yılı: 3.Basım / Nisan 2011
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 447

ARKA KAPAK:





Ünlü Perulu yazar Mario 
Vargas Llosa, iktidar yapılarını
çözümleyen, bireysel direnişleri,
isyan ve yenilgileri dile getiren
eserleriyle 2010 Nobel Edebiyat
Ödülü'nün sahibi oldu.

Türk okuru, Peru'nun en büyük romancısı, 2010 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi Mario Vargas Llosa'yı Kent ve Köpekler romanıyla tanıdı. Roman, yazarına İspanyolca yazan yazarlara verilen en saygın ödüllerden biri olan 1964 La Critica Ödülü'nü getirmişti.

Llosa'nın yirmi üç yaşındayken yazdığı Kent ve Köpekler'de iki ayrı dünya iç içe girer, birbiriyle çarpışır ve birbirini tamamlar. Olay, Peru nüfusunun üçte birini barındıran dört milyonluk başkent Lima'da, bir askerî kolejde geçer. Bu okulda iki zorlu yıl geçiren yazarın kişisel deneyimleri, anlatılanın nesnelliğini sağlamakta, inandırıcılığını artırmaktadır. Bu kolejin başlıca özelliği, zengin-yoksul, beyaz- kızılderili, siyah-melez, burjuva-halk çocuklarının ve suçlu çocukların bir arada bulunmasıdır. Merkezinde "gerçek erkek" olma eğitiminin yer aldığı bu olaylar dizisinde bütün Latin Amerika toplum yapısına göndermeler vardır.

Yalnızlığa ve aşağılanmalara katlanabilirdi, onlara çocukluğundan beri alışıktı ve bunlar yalnızca yüreğini yaralıyordu; asıl korkunç olan, bu hapsoluştu, dışarıdan kendisine zorlanan, kendi seçmediği, deli gömleği gibi zorla giydirilmiş sonsuz yalnızlıktı. (sf.150)

Aşktan daha kötü bir şey yoktur. İnsan gerçekten aptala döner ve kendini kaybeder. Her şey altüst olur, insan her türlü çılgınlığı yapabilir, bir anda hayatını mahvedebilecek bir şey yapabilir. (sf.335)

Rahat bir vicdanla kendine cennette bir yer edinirsin, ama orduda değil. (sf.384)

"İnsanlar nasıl da intihar ediyorlar şaşıyorum", dedi. "Git evlen bakalım, gelecek pazartesi saat tam sekizde burada ol." (sf.444)

Cuma, Mart 22, 2013

Birlikte Okuyoruz!


Birileriyle birlikte kitap okumayı ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz.
Daha önce Deniz ve Biblio ile Agatha Christie kitapları okumuştuk.
Uzun bir aradan sonra şimdi de Pinuccia'nın ev sahipliğinde pek çok insanla Mario Vargas Llosa'nın kitaplarını okuyoruz.
Benim okuduğum kitap Kent ve Köpekler.
Üstelik Pinuccia gönderdi bu kitabı bana.
Birlikte okuma etkinliğine katılımı arttırmak amacı ile, okunacak kitabı etkinliğe katılmak isteyenlerden birine çekilişle gönderiyordu, bu ay kazanan ben oldum.
Bir sonraki ay için belirlenen yazar da Jules Verne oldu sanıyorum.
İlgileniyorsanız, bu da buradan duyrulur.


Pazar, Ağustos 12, 2012

FARE KAPANI ~ Agatha Christie

Çeviren: Gönül Suveren
Orijinal Adı: Three Blind Mice
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi
Sayfa Sayısı: 170

ARKA KAPAK:

Agatha Christie'nin sahneye uygulanan bu romanı Londra'da 22 yıldan beri kapalı gişe oynamaktadır.


Mrs. Casey kapının üzerinde asılı zilin sesini duyunva başını kaldırıp dükkâna giren adama baktı.

Adam paltosunun yakasını kaldırmış, şapkasını iyice öne eğmişti. Adam ona yaklaşıp,
-Mrs. Li, siz misiniz? diye sordu.
-Hayır kendisi üst kattadır.
Adam,
-Demek fare kapanı orada diye homurdandu.

Mrs. Ceasey bu sözün anlamını öğrendiği an, iş işten geçmiş olacaktı!...

100 LİRA
 :)
  • İnsanın bir ainda her şeye dikkat edebilmesi için ayağı yanmış kedi gibi sağa sola koşması lâzım. (sf.14)
  • İnsanların göründükleri gibi olduklarını sanmamalısınız. (sf.45)
  • İnsanlar kendilerini kapıp koyvermek için türlü bahaneler bulurlar. (sf.49)
  • Ta ilk çağlardan beri kadınlar erkekleri için yemek pişirmişlerdi. Tehlike ve delilikle dolu diğer dünya ortadan kaybolmuştu. Mutfağında çalışan kadın emniyette demekti... Daima emniyette... (sf.61)
  • İnsan manyak bir katile de acır. (sf.68)
  • Olmayan bir şeyi ispat etmek o kadar zordur ki. (sf.71)
  • İnsan nezle oluncaya kadar burnundan nefes almasının ne kadar harikulâde bir şey olduğunu farketmiyor. (sf.85)
  • Zeki olup da aptal görünmek kadar iyi bir şey yoktur. (sf.106)

Cumartesi, Ağustos 11, 2012

PEMBE EVDEKİ ÖLÜ ~ Agatha Christie

Çeviren: Gönül Suveren
Orijinal Adı: By The Pricking Of My Thumbs
Kapak Düzeni: Yüksel Çetin
Yayın Yılı: 2. Basım / Mayıs 1983
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi
Sayfa Sayısı: 190

  • Neticede kadınlar realist olmak zorundadırlar. Zira başka şekilde hareket edecek vakitleri yoktur. (sf.11)
  • Zararsız hayaller yaşlı ve yalnız kimseleri mutlu eder. (sf.34)
  • Bazen insanın kendi kendine hikâyeler uydurması hoş oluyor. Bilhassa -pek çok kişi görmüyorsa... (sf.60)
  • Yaşlı bir kadının ne zaman öleceğini önceden kesin olarak tahmin etmek imkânsızdır. Sıhhati çok bozuk olan, iyi bir muayeneden sonra, "Bir yıl bile dayanmaz," diye düşündüğünüz bir kadın bazen daha on yıl yaşar. Onlar hayata öyle sıkıca bağlıdırlar ki, kötü sıhhat bile yaşamlarına engel olamaz. Diğer taraftan bir kısmı ise çok sağlamdır. Onların yüz yaşını bulacaklarına inanırsınız. Fakat onlar da grip veya zatüreye tutulurlar. Mukavemetleri olmadığı için bir hastalıktan kurtulamaz ve şaşılacak bir şekilde çabuk ölürler. (sf.110)
  • Bir insan endişeye kapıldı mı, bazen budalaca işlere kalkışır. Hatta bir hata bile yapabilir. Zaten suçluların çoğu bildiğin gibi bu şekilde yakalanır. Çok zeki bir insan al. Harikulâde bir plân hazırlayan ve hata yapmayan bir kimseyi... Fakat ufacık bir şeyden endişelendi mi, hemen şaşalar. Yanlış bir hareket yapar. (sf.126)
  • Belirli bir gaye için yapılan bir ev, başka maksatlarla kullanılmamalıdır. Böyle bir şey yaparsanız, evin hoşuna gitmez. (sf.136)
  • İşte insanın başı bu yüzden belaya girer. Düşünmek yüzünden... (sf.145)
  • Bildiğin gibi dolandırıcıların hepsi de pek dürüst tavırlı insanlardır. Her halde katiller de şirin ve bilhasa yufka yürekli tesirini uyandıran insanlar... (sf.155)

Cuma, Ağustos 10, 2012

CİNAYETLER OTELİ ~ Agatha Christie

Orijinal Adı: The Bertrams Hotel
Çeviren: Gönül Suveren
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi
Kapak Düzeni: Yüksel Çetin
Yayın Yılı:
-
Sayfa Sayısı:176

  • Fakat insan hiçbir zaman geri dönemez. Bunu yapmağa da kalkmamalıdır. (sf.91)
  • Bu aynı şey değil. Cinayet... cinayet işleme arzusu... bambaşka bir şey. Bu... nasıl anlatayım bilmem ki?... Bu, kadere meydan okumak gibi bir şey. (sf.92)
  • Bir insan konuşurken sesini alçaltmazsa bundan onun duyulmaktan çekinmediği  anlamı çıkar. Tabii bazen o sizin o çevrede olduğunuzu farketmez. Umumî bir yerde olduğu, başkalarının da içeri girebileceği aklına gelmez. O zaman seçeceğiniz iki yol var, birini tercih ermek zorunda kalırsınız. Ya ayağa kalkıp öksürürsünüz, ya da sessiz sedasız oturup, sizi görmemelerini temenni edersiniz. Her iki halde de çok sıkılırsınız. (sf.122)
  • Dünyada daha müşfik merhametli insanlar olduğunu anlamak insana ümit ve cesaret veriyor. (sf.124)
  • Bazıları cinayetlere karışırlar. Bazıları cinayet işlerler.Bazıları da ister istemez kendilerini bir cinayet tahkikatının ortasında bulurlar. (sf.157)
  • İnsan, duyduğu dehşet hissini azaltmak için böyle şakacı bir tavır takınıyor. (sf.171)
  • İnsan bazen hâdiselere ters tarafından bakar. Bu üç kişinin yerlerini veya hareketlerini değiştirirsek... o zaman cinayet saatini de değiştirmiş olmaz mıyız? (sf.172)

Çarşamba, Ağustos 08, 2012

ÖLÜM ÇIĞLIĞI ~ Agatha Christie

Çeviren: Gönül Suveren
Yayın Yılı: 2. Basım / 1982
Yayın Evi: Altın Kitaplar Yayınevi
Sayfa Sayısı: 176
  • Birinin gizli ve zevkli günahı olmak, başkalarının onur duyacağı bir kadın olmaktan daha hoştur. (sf.13)
  • Âşık birine doğru yolu göstermenin hemen hemen olanaksız olduğunu bilecek yaştaydım. (sf.27)
  • İngiltere'de boş zamanı olan ihtiyar bir kızla boy ölçüşebilecek bir tek polis hafiyesi yoktur. (sf.29)
  • Korkarım bu dünya kötülük dolu. (sf.61)
  • Bugün eskiden yakılan cadıları düşünerek irkiliyoruz. Bana kalırsa bir gün gelecek asılan canileri düşünerek titreyeceğiz. (sf.85)
  • Çünkü senin işin doğru ve yanlış diye tanımladığımız şeylerle ilgili. Halbuki ben böyle şeylerin var olduğundan pek emin değilim. Ya bütün bunlar salgı bezleriyle ilgiliyse. Bir bezin salgısı fazlalaşır, diğerininki de azalırsa, karşında bir cani bulursun. Ama aslında o yalnızca hastadır. Bir adamı veremi var diye asar mısın? (sf.86)
  • Fakat insanların içyüzü hiç belli olmaz. (sf.95)
  • İyi bir uşağın maskesi kadar insanlıktan uzak hiçbir şey yoktur. (sf.99)
  • Ölülerin arkasından da kötü konuşmamak gerek. Ama ölüm gerçekleri değiştirmez. (sf.109)
  • At kaçtıktan sonra ahırın kapısını kilitlemişsin ne fayda. (sf.112)
  • Hayat her yerde aynıdır. (sf.120)
  • Pek az kimse başkaları için her şeyi yapabilir. Ne kadar istersek  isteyelim yine de çaresiz kalırız. (sf.125)
  • Mesele şu: her şeyin açıklanması gerek. Hem de uygun bir şekilde. Eğer varsayımınız bütün gerçeklere uyuyorsa o zaman doğru yoldasınız demektir. (sf.158)
  • Gençler yaşlıların aptal olduğunu düşünürler, yaşlılar ise gençlerin aptal olduğunu bilirler. (sf.174)

Salı, Ağustos 07, 2012

AGATHA CHRISTIE OKUMALARI


Nicedir takip ettiğim Biblio ve Deniz zaman zaman yazar kararlaştırıp birlikte okumalar yapıyorlardı. 
Ben de çok özeniyordum açıkçası.
Bir süre önce bu olaya katılıp katılamayacağımı sordum ve herkese kapılarının açık olduğu yanıtını aldım.
Bu ay ben de onlarla birlikte Agatha Christie okuyorum.
Bu ilk "Birlikte Okuma"m içinse köyden getirdiğim, daha önce Mecit Abi'me ait olup bana miras kalan eski basım kitapları seçtim.

*Ölüm Çığlığı
*Pembe Evdeki Ölü
*Fare Kapanı
*Cinayetler Oteli

Bunlar bu ay için kendimce uygun gördüğüm Agatha Christie kitapları.
Okumaya "Ölüm Çığlığı" ile başlıyorum.