Doğan Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğan Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 02, 2012

Karanlığın Soluğu ~ Maxime Chattam

Çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu
Yayın Evi: Doğan Kitap
Sayfa Sayısı:409

ARKA KAPAK:

Gece hiç bu kadar ürkütücü olmamıştı...

New York. Kış.
Kafa derisi yüzülmüş bir kadın. Çırılçıplak.
Elinde bir başka kadının kafa derisi...
Bu işkence görmüş beden, cehennemden kaçtığını iddia ediyor. Şeytan'ın tapınağından...
Fotoğraflardaki, acı ve dehşetle çarpılmış bu onlarca yüz nereye bakıyor?
Karla kaplı sokaklarda nasıl bir canavar dolaşıyor?
Nerede saklanıyor? Ya kadın haklıysa? Ya katil, Şeytan'ın ta kendisiyse?
Kentin cehennemî atmosferinde kahramanımız Joshua Brolin ve genç detektif Annabel O'Donnel bir kapı arıyor... Karanlığın içinde bir kapı...
Dehşetin bin türüne açılan bir geçit...

"Kötü Ruh'la önemli bir başarıya imza atan Maxime Chattam, okuruna yine karanlık, acımasız ama soluk soluğa bir dünya sunuyor."
The Observer
"Kötü Ruh'un kahramanı Joshua Brolin'le iç karartıcı bir soruşturma; cehennemin bağırsaklarında yapılan uzun bir yolculuk..."
Paris- Match

  • Yaşamak bedava değildi, doğum ilk fatura olmuştu, son taksiti olabildiğince ertelemek için bütün senetleri ödemek gerekiyordu. (sf.33)
  • Genellikle saldırganların tecavüzden cinsel bir zevk almayı bekledikleri sanılır, ancak bu çoğu kez ikinci planda kalır. Tecavüzcülerin büyük çoğunluğunu ilgilendiren, üstünlüğünü kanıtlamak, kurbanlarına tatırdıkları terör ve aşağılanmadır; onları harekete geçiren de bu takıntılarıdır. (sf.37)
  • Hiçbir şey bir tanığın hafızası kadar nazik olamaz. (sf.46)
  • Bu dünya bizi tedbir olarak bireyci paranoyaklar olmaya itiyor. (sf.77)
  • "İnsan yabancıların merakını gidererek kendine müttefikler sağlar." (sf.95)
  • Günün birinde insanın sevdiği biri kaybolursa, başına ne geldiğini bilememekten daha korkunç bir şey olamayacağı kanısındayım. (sf.98)
  • Trajik bir olaydan sonra, bir zamanlar basit görülen bazı hareketler birden acı vermeye başlar. (sf.129)
  • Cinayet, çoğu insan için ne pahasına olursa olsun kaçırılmayacak bir seyirdir. (sf.133)
  • Doğa korkunçluktan tat alır; oysa ölümü zarafetle, ahenk ve vakarla göstermek isteyen filmler ve edebiyat çoğu kez bu gerçeği unutmuş görünür. (sf.135)
  • İnsanların hayatında hiçbir teselli, hiçbir tanık kaldıramayacakları, acıya tek pansumanın zaman olduğu anlar vardır. (sf.252)
  • "Josh, başkalarını kurtarmak için günde yirmi dört saat yaşanamayacağını kabullenmelisin. Senin de en asgarisinden bir özel hayatın olmalı." (sf.264)
  • Bugünün savaşları neredeyse hiç insana mal olmuyor, onlar insanlığı öldürüyor.(sf.280)
  • Gerçek mutlulukları neşeli tebessümlerde değil, gündelik hayatımızın devrilebileceğini gördüğümüz, ama ne tarafa düşeceğini bilmediğimiz bu kuşku anlarında bulursunuz. (sf.340)
  • Korku canlılara özgüdür. (sf.407)

Cuma, Haziran 22, 2012

Koloni ~ Jean Christophe Grangé

Çeviren: Tankut Gökçe
Orijinal Adı: Miserere
Kapak Tasarımı: Yavuz Korkut
Yayın Evi: Doğan Kitap
Yayın Yılı: 23.Baskı / Ağustos 2009
Sayfa Sayısı: 422


ARKA KAPAK:
Onlar çocuktular... 
En mükemmel elmasların saflığındaydılar...
Ne en ufak bir lekeleri ne de en ufak bir kusurları vardı...
Ve ne de en ufak bir günahları...
Ama onların saflığı kötülüğün saflığıydı...
  • Egzotizm devam ediyordu. Ermeni kökenli eski bir polis, Şilili bir koro şefinin cinayetiyle ilgili olarak Mauritius Adası'ndan birini sorguluyordu. Bu bir soruşturmadan çok bir "world kitchen"i andırıyordu. (sf.36)
  • "Kamerun'da bir laf vardır; kıçındaki mermi kalbindeki mermiden daha iyidir, derler." (sf.93)
  • "İnat, bir polisin en büyük düşmanıdır..." (sf.102)
  • "Çocuklar ölüme yaklaştırır." diyordu Hegel. (sf.138)
  • "Kalabalık. Bundan daha iyi gizlenecek yer olmaz." (sf.145)
  • "Freud'un ne dediğini biliyor musun? 'Hepimiz küçük çocuklara ve büyük kitlelere hayranlık duyarız.' " (sf.146)
  • "Bütün müptelalarda göçebe ruhu vardır." (sf.201)
  • İnsanlardan nefret ettiğinde onları daha iyi tanıyorsun. (sf.212)
  • "Nevroz, uyuşturucu kullanmayan insanın uyuşturucusudur." (sf.239)
  • "Romantik bir bakış açınız var. İnsanları sevmek gerektiğini, tüm insanların iyiliği, verimliliği ve uzlaşması için onlara saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz. Ama bu bakış açısı son derece yanlış. İnsan doğuştan kusurludur. Doğadaki bir bozukluktur." (sf.245)
  • İnsan hayal kurmak için yaratılmıştı, yani itaat etmekten çok mücadele etmek için. Bu evrimin kuralıydı. Ve özellikle de insan şiir için yaratılmıştı. Ütopya da şiirseldi. Ve şiir daima gerçekçiliğin karşısında olacaktı. (sf.250)
  • Dostluk tehlikeli bir şeydi. (sf.320)
  • Uzun zamandan beri insanları yargılamayı bırakmıştı. Artık ihanete inanmıyordu, çünkü edilen yeminlere inanmıyordu. (sf.335)
  • Fanatizm, şiddetin en kötüsüdür. (sf.343)

Pazar, Şubat 19, 2012

İskender- Elif Şafak



  • İnsan belli bir yaşa gelince kendi hudutları ve hatalarıyla barışmaya başlıyor. (sf.9)
  • "Esma der ki uzun hikâye diye bir şey yok" dedi Yunus."Bir anlatmak istediğimiz hikâyeler var,bir de anlatmak istemediklerimiz." (sf.32)
  • "Bir erkeğin karakterini anlamak istiyorsan ona pat diye hamile olduğunu söyleyeceksin.En emin kişilik testi!" (sf.32)
  • Sistemin dışında kalırsan içeride anlamlı bir değişiklik yapabilmenin mümkün olmadığını öğrendi.Ancak sistemin bir parçası haline gelmek de insanın ruhunu yok ederdi. (sf.33)
  • "Ah,keşke on yaş büyük olsaydın!"
    "Olacağım" dedi Yunus kulaklarına kadar kızararak."On yıl sonra." (sf.35)
  • "Bir oğlan çocuğundan erkek çıkaracak iki şey vardır bu dünyada.Unutma! Birincisi bir kadının aşkıdır.İkincisi de başka bir adamın nefreti." (sf.53)
  • Bu işler böyledir.Çakallara bir şey olmaz.Yalnızca çakalcılık oynayanlar yakalanır.Bizim gibilerin daha iyi olduğumuzu iddia etmiyorum.Çakalcılık oynamak çakal olmaktan beterdir bazen. (sf.79)
  • Oğlumun ismi Tom.Beni hiç görmedi,ben de onu.Bugün bir başka adama "baba" diyor oluşuna üzülmüyorum.Benden feci bir baba olurdu zaten.Feci baba insanın boğazına takılı kılçık gibidir.Ne tükürüp atabilirsin,ne yutup sindirebilirsin.Bir şekilde kurtulsan bile geride bir iz kalır mutlaka,dışarıdan bakanların göremediği ama senin hep hissettiğin bir çentik etinde.Feci baban olacağına hiç olmasın daha iyi. (sf.126)
  • İnsan doğası böyle işte,en çok nefret ettiklerimiz en fazla sevdiklerimiz oluyor hep. (sf.128)
  • Belki de ebeveynler ile çocukların aynı dönemlere dair hafızaları birbirinden farklı olmaya mahkûmdu. (sf.135)
  • "Bazen en kestirme yol,bir dosta eşlik etmektir." (sf.140)
  • Şehri seviyordu ve kendini yabancı gibi hissetmekten gocunmuyordu,çünkü yüreğinin derinliklerinde hep öyleydi zaten: her yerde yabancı. (sf.154)
  • Böyledir işte.Kimse mayası bozukları,zorbaları sevmez.Ama kimse onlara "Yeter!" demez.Bu yüzden zorbadır ya onlar. (sf.233)
  • Dünya binbir çeşidiyle dolu olsa da,insan dediğin her yerde aynıydı.(sf.245)
  • "Bu dünyada balık-adamlar,kuş-adamlar,yılan-adamlar,fil-adamlar var.İnsan-adam çok az." (sf.299)
  • Zira biliyordu ki minnettar olunca daha zordu delirmek. (sf.439)

Çarşamba, Şubat 15, 2012

Leyleklerin Uçuşu - Jean Christophe Grangé

Çeviri : Ali Cevat Akkoyunlu
Orjinal Adı: Le vol des cigognes
Orjinal Dili: Fransızca
Sayfa Sayısı: 360
Yayın Evi : Doğan Kitapçılık
Kaybedecek bir yılları olduğunu söyleyip -böyle diyorlardı gerçekten- insani yardım konusunda çalışan genç doktorlar tanıyordum.Mesleklerine sarılmadan önce Hindistan'ı arşınlayıp mistisizmin tadına bakan çiçeği burnunda avukatlar.Oysa benim kafamda ne bir meslek vardı ne de egzotizm ya da başkalarının mutsuzluğuyla ilgili bir arzu.
*
-Müfettiş Dumaz.Bu gece nöbetçiyim.Pis iş.Cesedi bulan sizdiniz,değil mi?
-Evet.
-Nasıldı?
-Ölü.
*
Başından beri önyargıların,ortak görüşlerin amansız düşmanı olmuştum.Dünyanın çoğu kez sanıldığından da açık olduğunu, ne kadar alışılmış olursa olsun,gerçeklerin şeffaf ve canlı göründüğünü bilmiyordum.
*
Romlara göre çocuk o kadar güzel bir yaratıktı ki, nazar değdirmeye hazır yetişkinlerin ilgisini çeker.Onun için hiç yıkanmazlar.Bir çeşit gerçeği peçeleme.Güzelliklerini ve saflıklarını başka gözlerden saklamak için.
*
"İyi şanslar Antioche.Ama leyleklerinizi araştırmakla yetinin.İnsanlar ilginize layık değiller."
*
-O genç kadını seviyor musunuz?
-Ben olsam buradan başlamazdım İshak.Ama diyelim ki, evet, o kızı seviyorum.Çılgınca.Bütün bu macera,kargaşa,duygu ve şiddet dolu bir aşk hikayesi.Şimdi hoşunuza gitti mi?
*
Ellerim yanmıştı.Ruhum da öyle.Cildim ve ruhum aynı biçimde kabuk bağlamışlar,iyileşmeyi unutmaya ve duyarsızlığa oturtmuşlardı.
*
-Oğlu bir ayna gibiydi,anlıyor musun? Kendi korkusunun aynası.
*
Kendimi gülümsemekten alıkoyamadım.Öylesine gerçek dışı, aynı zamanda da öylesine olağandı ki.
*
Burada çelişkili bir hava esiyordu; bir umut ve umutsuzluk,sabırsızlık ve aldırmazlık,bitkinlik ve heyecan karışımı.Tüm bu insanlar aynı kayıp düşe aitti.