Felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ekim 31, 2013

Hayatın Kaynağı, Manası ve Haysiyeti: EGO ~ Ayn Rand

Anlatmaya nereden başlayacağımı bilemedim. Bir dakika durun...

Ayn Rand ile tanışıklığımız geçtiğimiz döneme dayanıyor galiba, birinci sınıfın ikinci dönemine yani. Bülent Hoca bizim neslin kararsızlığını bireyci mi yoksa toplumcu mu olacağımıza karar verememiş olmamıza bağlamış ve sınıfta Hayatın Kaynağı'nı önermişti bana. Bir de "Oku, üzerine konuşalım" demişti de daha konuşamadık -.-

Tabii ben bir merak gidip almıştım kitabı, bir an önce de okumuştum. Sonra da Mert'e vermiştim, o da merak etmişti. Mert kitabı okuduktan sonra baya köklü bir değişim yaşadı. Özgür bir insan olmadığını görmüş kendi deyimiyle, köle olduğunu görmüş ve içinde bulunduğu durum nedeniyle dehşete düşmüş. Mert'in adetidir, bir şeyi sevdiyse sonuna kadar gider. Bir keresinde 26754 bardak kahve içmişti mesela. Kitaplar konusunda da böyle, gidip Ayn Rand'ın tüm kitaplarını aldı ve okudu. Sadece Ayn Rand da değil. Şu sıralar Saramago'nun tüm kitaplarını alıp okumaktan bahsediyor mesela, Saramago ile de ben tanıştırdım eheh ^.^ Neyse işte, o kitapları da okuyunca Mert kendinde, ailesinde ve çevresindekilerde çeşitli çap ve ebatlarda devrimler yapmaya başladı. Sonra da "Kesinlikle okumalısın Cessie" diyerek kitapları bana verdi, çoğu benim odamda okunmayı bekliyor. Özellikle Yaşamak İstiyordum'da beni görüyormuş, oradaki bi' karaktere çok benziyormuşum. O kitabı okumayı heyecanla bekliyorum.

Neyse, geçenlerde Mert bizim odadaydı. Benjamin, Kuzu ve Burcu'nun ayısı ile bir oyun çevirdik. İşte ayı sevgi, sonsuzluk ayaklarına canlıları kandırmaya ve kendine bağlamaya çalışıyordu. Böylece onları dilediği gibi sömürebilecekti. Benjamin de aptal birini canlandırıyordu, Ayı'ya kanıyordu. Kuzu'yu da ben oynatıyordum, Kuzu hayatını savunan kişiydi. Neyse çok detaya girmeyeyim, senaryo gereği en sonunda Benjamin'in elinde avcunda bir şeyi kalmıyordu ve bu kez Kuzu'nun emeğine ve tarlasına göz dikiyorlardı. Kuzu da kendini savunmak zorunda kalıyordu. Eh, ben de bunu sağlamak için Kuzu'nun bahçesinin ve evinin etrafını elektrikli tellerle çevreledim ve yerlere de mayın döşedim kendi hayal dünyamızda. Bunun üzerine Mert "Cessie, kafan aynı Ayn Rand'ınki gibi çalışıyor! Onun bir kitabında da elektrikli teller vardı!" diyerek heyecanlandı ve benden minik kitaplarından birini okuyuvermem konusunda ricada bulundu. Ben de bunun üzerine bu kitabı aldım elime.

Kitabı hangi türe dahil etmeliyim gerçekten bilmiyorum. Bence bu bir "romanımsı". Normal insanlar böyle kitaplar için "novella" diyor galiba. Ama aynı zamanda felsefe de olabilir. Biraz distopyayı andırdığını da söylemeliyim. Kitabı nasıl nitelemem gerektiğini bilmiyorum.

80 sayfalık bu minik kitapta, her şeye, bireye egemen bir devletle karşılaşıyoruz. Aynı 1984'teki veya Biz'deki gibi kontrolcü, baskıcı bir devlet var. Yine bu kitaplardaki gibi, kahramanımız günlük tutuyor, biz de onun günlüğünü okuyoruz. Bu kitabın onlardan farkı her şeyin bir anda oluvermesi ve sonunu da biraz kendi kafamıza göre yazabilecek olmamız.

Kitaptaki karakterlerin tabii ki isimleri yok. Biz Eşitlik 7-2521'in günlüğünü okuyoruz. İnsanlar böyle kavram ve numaralarla isimlendirilmiş. Eşitlik 7-2521 doğduğundan beri otorite tarafından sevilmeyen biri aslında. Diğerlerinden daha iri ve daha sağlıklı, ayrıca daha zeki. Bütün bunlar tek tip insan yaratmayı amaçlayan devlet için olumsuzluk. Herkesin eşit olması istenen bir dünyada biraz daha uzun, biraz daha sağlıklı veya zeki olmak lanetlenmiş olmakla eşdeğer. Bu nedenle -biraz da bahsi geçen devletin yapısı gereği- Eşitlik 7-2521 alim olmayı çok istese de çöpçü olacağına karar veriliyor. Bahsi geçen dünya böyle işte. Kimin ne iş yapacağına bir kurul karar veriyor. Eşitlik 7-2521 kaderine razı oluyor. Ancak, bu kadar basit değil... Bir tünel buluyor, tünelimsi bir yer. Ve orada kendi kendine çalışmaya başlıyor, deneyler yapıyor. Sonra elektriği keşfediyor. Buluşunu gururla sunmak isterken, insanlara bu kadar faydalı olacak bir buluşla karşılarına çıkarsa alimler arasına alınacağını ve affedileceğini düşünürken -çünkü o dünyada tek başına düşünmek ve tek başına herhangi bir şey yapmak yasak- diğerleri tarafından suçlanıyor. Böylece kaçıyor.

Eşitlik 7-2521'in bi' de sevdiceği var. O da bunun peşinden gidiyor. Ormanda, diğerlerinden uzakta kendi yaşamlarını kurmaya kalkışıyorlar. Eşitlik 7-2521 kendisine Prometheus diyor, sevdiği kıza da Gaea. İnsanı ve insanlığı yeniden yaratmayı düşlüyorlar, kendileri gibi insanları da yanlarına alarak. Bunu yapabiliyorlar mı, ona biz okurlar karar veriyoruz galiba.

Diyor ki Ayn Rand, ve roman gereği Prometheus " 'Biz' kelimesi ilk kelime, bilinen ilk şey olamaz, olmamalıdır." diyor. "Bu kelime insanların ruhuna 'BEN'den evvel yerleştirilmemelidir. Yoksa bir canavar haline gelir. Yeryüzünün bütün kötülüklerinin kökü; insanın insanlar tarafından istismar edilmesinin, insanların insana inanılmaz işkenceler yapabilmesinin sebebi olur yoksa bu kelime."

Biz Ayn Rand'ı pek tutuyoruz bu aralar. Belki gerçekten felsefesi doğru belki sadece özgür olma heves ve telaşımıza uygun düşüyor. Yine de biz bir okuyup tartışma niyetindeyiz, öyle de yapıyoruz. Belki hiç değilse Hayatın Kaynağı'nı bir alıp okumak, üzerine düşünmek gerekiyor.

Bu kadar.

Çarşamba, Temmuz 24, 2013

Zerdüşt Böyle Diyordu ~ Friedrich W. Nietzsche

Çeviren: Osman Derinsu
Özgün Adı: Also Sprach Zarathustra
 Yayın Yılı: 15.Basım / Ocak 2012
Yayınevi: Varlık Yayınları
Sayfa Sayısı: 296

ARKA KAPAK:

Nietzsche'nin ölümsüz yapıtı "Zerdüşt Böyle Diyordu", bir asırdan uzun bir süredir değerinden hiçbir şey yitirmeden, birbirini izleyen kuşaklarca hep aynı ilgi ve beğeni ile okunmakta devam ediyor. Çok tartışılmış, bir yandan göklere çıkarılırken bir yandan da saldırılara uğramış, ama hiçbir gerçek aydın bu kitabı okuma gereğini yadsıyamamıştır. Ünlü yapıtın başarılı çevirisinin gözden geçirilmiş ve düzeltilmiş yeni basımını sunuyoruz size.
Beğeneceğinizi umarak.

Diyorum ben sizlere: hâlâ kargaşa olmalı ki bir insanın içinde, raks eden bir yıldız getirebilsin dünyaya. (sf.25)

Onun bilgeliği şu: iyi uyumak için uyanık kalmak! Ve gerçekten, anlamı olmasaydı hayatın eğer ve anlamsızı seçmem gerekseydi benim, seçilmeye en layık anlamsızlık olurdu bu. (sf.36)

Bir zamanlar ruh tanrıydı, sonra insanlaştı, şimdiyse yığınlaşıyor hatta. (sf.45)

Özgür bir hayat henüz açık duruyor ulu ruhlar için. Gerçekten, aza sahip olanın kulluğu az olur: övgüler olsun küçük yoksulluğa! (sf.54)

Namus, bazılarınca bir erdem, ama birçoklarınca hemen hemen bir ayıptır. (sf.57)

Dostun için sen temiz hava ve yalnızlık ve ekmek ve deva mısın? Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar. (sf. 59)

İnsanlarla ilişki bozar kişiliği, hele kişilik yoksa. (sf.63)

Kendi kötün ile iyini edinebilir misin sen kendine ve bir yasa olarak kendi iradeni asabilir misin kendi üstüne? Kendi kendinin yargıcı olabilir misin, ve kendi yasanın intikamcısı? (sf.64)

Evlilik diye ben, yaratıcılarından daha üstün olanı yaratma iradesine derim iki kişinin. Böyle bir iradeyi isteyenlerin birbirine duyduğu saygıya derim ben evlilik. (sf.69)

Siz kendinizi henüz aramamıştınız: o zaman buldunuz beni. Böyle yaparlar bütün inananlar; onun için bu kadar azdır önemi bütün inançların. (sf.76)

Büyük iyilik borçları, iyilik borçlusu yapmaz, kinci yapar insanları; ve küçük bir iyilik, unutulmazsa, kemiren bir kurt olur. (sf.86)

En affedilmez tarafın senin şu: kudretin var, fakat hükmetmek istemiyorsun- (sf.136)

Şu uzun yol arkamızdaki: bir ebediyet sürer. Öndeki bu uzun yol da başka bir ebediyettir.

Birbirine karşıttır bunlar, bu yollar; birbirini iterler başlarıyla: - ve burada, bu kapıda birleşirler. Kapının adı, üstünde yazılı: "Ân" (sf.146)

Ne isterseniz yapın,- önce ama isteyebilen kişiler olun! (sf.158)

Kimine göre, yalnızlık, hasta kişinin kaçışıdır; kimine göre de, hasta kişilerden kaçış. (sf.161)

İyilerin kötü dedikleri bütün şeyler bir araya gelmeli ki bir gerçek doğsun (sf.183)

Pazar, Kasım 11, 2012

DE Kİ İŞTE ~ Oruç Aruoba


Yayınevi: Metis Yayınları
Yayın Yılı: 10.Basım / Aralık 2011
Tasarım: Semih Sökmen, Oruç Aruoba

  • Yaşadıklarımız
    öldürdüklerimizdir.
  • Ölümü bilen, onun bilincinde olan bir yaşam, yaşam sürecinin her anında ölümü yaşama katarak, yaşamı bilinçli kılar - ölümü yaşamdan koparmadan, ama ölümün yaşamı kaplamasına da izin vermeden, ölümü, her an, yaşam kılar. (sf.17)
  • Bazı şeyleri (belki, her bir şeyi)
    yaşayıp bitirmek gerekir; yoksa,
    yaşanıp durdukça, bayatlarlar. (sf.27)
  • Yaşam, kopmadan kurtulamaz-
    ama bağlanmadan da kopamaz.
    Yaşamında kurtuluş, hep, bağlanıp- kendini
    bağlayıp- sonra, hep bağlarını koparman olacak. (sf.43)
  • Yaşamında öteki kişilere ulaşabildiğin anlar,
    bir ormandaki kuş ötüşleri gibi olacak: uzaklardan gelip
    geçerken kısacık bir süre yapraklarda yankılanacaklar
    -o kadar...
    Orman, bütün sessizliğiyle, yine yalnız
    duracak orada. (sf.60)
  • Acısız yaşam sevinçsiz; hüzünsüz yaşam neşesizdir. (sf.79)
  • Yaşamın hiçbir belirli yerinde bulamadığın amacı, boydanboya kendisinde yatar. (sf.99)
  • Yazmak, yaşamak uçurumunun doruğudur. (sf.102)
  • Kişi, felsefe yaparken, kendi temellerini kazmaktadır
    -bundan dolayı da, işte,
    kolayca yıkılabilir. (sf.153)

Perşembe, Nisan 05, 2012

ANARŞi felsefesi-ideali ~ Pyotr Kropotkin

Çeviren: Işık Ergüden
Yayın Evi: Kaos
Yayın: 3.Baskı / Kasım 2009
Kapak Tasarım-Uygulama: Sinan Önelge-Alp Piroğlu
Sayfa Sayısı: 110

ARKA KAPAK:

Anarşistlerin geleceğe dair bir düş dünyasında yaşadıkları ve bu günün dünyasına gözlerini kapadıkları sık söylenen bir şeydir.Belki de,bugünün dünyasını fazlasıyla görüyoruz;gerçek renkleriyle hem de.Yakamızı bırakmayan bu otoriter önyargılar ormanında baltayla dolaşmamızın nedeni budur.

Bizler ne hayal âleminde yaşıyoruz,ne de insanları olduklarından daha iyi hayal ediyoruz,onları oldukları gibi görüyoruz.Bu nedenle insanların en iyisinin bile otoritenin uygulamalarıyla özde kötü kılındığını ileri sürüyoruz.İnsanın insanı yönetmesinden bu nedenle nefret ediyoruz.

*
  • Birey,fedrasyonlar dünyasıdır,kendi başına bir kozmostur o!

    Fizyolog bu dünyada özerk kan hüzrelerini,dokuları,sinir merkezlerini görür;işgalcilerle mücadele etmek için vücudun mikrop kapmış bölgelerine doğru yönelen milyonlarca beyaz zerreciği -fagositleri- fark eder.Dahası var :Günümüzde,fizyolog,her biri kendi hayatını yaşayan,kendisi için mutluluk arayan ve kendi dışındakilerle gruplaşma,işbirliği yoluyla buna erişen özerk elementlerden oluşan bir dünyayı her miroskobik hücrede keşfetmektedir.Kısacası,her örnek/birey organlar kozmosudur,her organ hüzreler kozmosudur,her hücre son derece küçük zerreciklerin kozmosudur ve bu karmaşık dünyada,bütün mutluluğu,örgütlü maddenin en küçük mikroskobik parçalarının tek tek yararlandığı mutluluk toplamına tümüyle bağlıdır. (sf.12)
  • Gerçekten de,bazı ekonomistler aşırı-üretim üzerine kitaplar yazmaktan zevk alsa da ve her sanayi krizini bu nedene dayanarak açıklasalar da,Fransa'nın tüm nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamak için ürettiği tek bir malın adını anmaları istendiğinde yine de zor durumda kalırlar.Bu mal elbette buğday değildir: Ülke bunu ithal etmek zorundadı.Şarap da değildir: Köylüler pek az şarap içmekte ve onun yerine ispirto gibi bir şeyi tüketmektedirler,şehir nüfusu,içine yabancı madde karıştırılmış ürünlerle yetimek zorundadır.Ev de değildir bu mal:Milyonlarca kişi pencere yerine bir iki oyuk bulunan derme çatma kulübelerde yaşamaktadır hâlâ.İster iyi olsun,ister kötü,köy için hâlâ lüks bir nesne olan kitaplar hiç değildir.Gerektiğinde daha çok miktarda üretilen tek bir mal vardır: Devlet bütçesinden geçinenler. (sf.21)
  • Tembeller tarih yapamaz: Tarihe boyun eğerler! (sf.23)
  • İnsanın tüm iradesini ve karakter gücünü öldüren,gezegenin hiçbir yerinde rastlanmayacak kadar çok erdemsizliği duvarları içine kapatan hapishane,her zaman için bir suç üniversitesi olmamış mıdır? (sf.34)
  • Bir çocuk kabahat işlediğinde onu cezalandırmak çok kolaydır;bu tavır her türlü tartışmayı ortadan kaldırır!Bir insanın kafasını göyotinle uçurmak çok kolaydır değil mi? Özellikle,parası yıllık olarak ödenmiş bir Deibler varsa.Bu bizi suçun nedenlerini düşünme zahmetinden kurtarır. (sf.35)
  • Fakat,bu şekilde akıl yürütmek,bana öyle geliyor ki,insanın ilerleyişinin gerçek karakterini tanımamak ve çok yanlış seçilmiş,askeri bir karşılaştırmayı kullanmaktır.İnsanlık,yuvarlanan bir top olmadığı gibi,nizami yürüyen bir birlik de değildir.O,daha ziyade,kendisini oluşturan milyonların çeşitliliği içinde evrilen bir bütündür ve eğer bir karşılaştırma yapılmak istenirse,insanlığı,daha ziyade,hareket halindeki inorganik bir cismin yasalarıyla değil,evrimin yasalarıyla ele almak gerekir. (sf.43/44)
  • Yalnızca hiçbir şey yapmayanlar hata yapmaz. (sf.45)
  • Ne kadar basit olursa olsun her bir makinede tüm geçmişi okuyabiliriz. (sf.83)