Altın Kitaplar Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Altın Kitaplar Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ağustos 20, 2012

KİMSESİZ ÇOCUK ~ Hector Malot

Çeviren: Gönül Suveren
Orijinal Adı: Sans Famille
Yayın Yılı: 1978
Yayın Evi: Altın Kitaplar Yayınevi
Sayfa Sayısı: 200

  • Köyde yaşamış olanlar, <<ineği satmak >> sözcüğünün ne anlama geldiğini çok iyi bilirler. Bizim ineğimiz sadece sütninemiz değil, aynı zamanda arkadaşımızdı, dostumuzdu. Çünkü sakın ineğin çok aptal bir hayvan olduğunu sanmayın, tersine çok akıllıdır ve biraz eğitilecek olursa pek çok şeyler öğrenebilecek yetenektedir. (sf.9 / 10)
  • O güne değin kendi kendime hiçbir zaman bir babanın ne olduğu sorusunu sormamıştım. Ve belli belirsiz, içgüdülerimle, bunu kalın sesli bir anne olarak düşünegelmiştim. (sf.11/12)
  • Çünkü insan ancak içi rahat olduğu zaman uyuyabilir, değil mi ama? (sf.12)
  • Ne var ki zekâ, ancak karşılaştırma olanağı bulundukça değer kazanır.(sf.19)
  • Gerçi ona eğitim, öğrenim sağlayacaksınız, orası doğru, ama onun aklını yetiştirebilirsiniz, karakterini değil. (sf.55)
  • İşin kötüsü şudur ki, insanlar ne zaman birbirlerine daha çok yakınlaşmak isteseler, ayrılmak zorunda kalırlar. (sf.73)
  • Çünkü yaşamla savaşmak yürekliliğini gösterenlerin yazgısı her zaman kötü olmaz. (sf.74)
  • Fazla mutlusun oğlum. Bu böyle uzun sürmeyecektir. (sf.96)
  • Sevecenlik, zenginlikten yeğdir. (sf.147)

Pazar, Ağustos 12, 2012

FARE KAPANI ~ Agatha Christie

Çeviren: Gönül Suveren
Orijinal Adı: Three Blind Mice
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi
Sayfa Sayısı: 170

ARKA KAPAK:

Agatha Christie'nin sahneye uygulanan bu romanı Londra'da 22 yıldan beri kapalı gişe oynamaktadır.


Mrs. Casey kapının üzerinde asılı zilin sesini duyunva başını kaldırıp dükkâna giren adama baktı.

Adam paltosunun yakasını kaldırmış, şapkasını iyice öne eğmişti. Adam ona yaklaşıp,
-Mrs. Li, siz misiniz? diye sordu.
-Hayır kendisi üst kattadır.
Adam,
-Demek fare kapanı orada diye homurdandu.

Mrs. Ceasey bu sözün anlamını öğrendiği an, iş işten geçmiş olacaktı!...

100 LİRA
 :)
  • İnsanın bir ainda her şeye dikkat edebilmesi için ayağı yanmış kedi gibi sağa sola koşması lâzım. (sf.14)
  • İnsanların göründükleri gibi olduklarını sanmamalısınız. (sf.45)
  • İnsanlar kendilerini kapıp koyvermek için türlü bahaneler bulurlar. (sf.49)
  • Ta ilk çağlardan beri kadınlar erkekleri için yemek pişirmişlerdi. Tehlike ve delilikle dolu diğer dünya ortadan kaybolmuştu. Mutfağında çalışan kadın emniyette demekti... Daima emniyette... (sf.61)
  • İnsan manyak bir katile de acır. (sf.68)
  • Olmayan bir şeyi ispat etmek o kadar zordur ki. (sf.71)
  • İnsan nezle oluncaya kadar burnundan nefes almasının ne kadar harikulâde bir şey olduğunu farketmiyor. (sf.85)
  • Zeki olup da aptal görünmek kadar iyi bir şey yoktur. (sf.106)

Cumartesi, Ağustos 11, 2012

PEMBE EVDEKİ ÖLÜ ~ Agatha Christie

Çeviren: Gönül Suveren
Orijinal Adı: By The Pricking Of My Thumbs
Kapak Düzeni: Yüksel Çetin
Yayın Yılı: 2. Basım / Mayıs 1983
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi
Sayfa Sayısı: 190

  • Neticede kadınlar realist olmak zorundadırlar. Zira başka şekilde hareket edecek vakitleri yoktur. (sf.11)
  • Zararsız hayaller yaşlı ve yalnız kimseleri mutlu eder. (sf.34)
  • Bazen insanın kendi kendine hikâyeler uydurması hoş oluyor. Bilhassa -pek çok kişi görmüyorsa... (sf.60)
  • Yaşlı bir kadının ne zaman öleceğini önceden kesin olarak tahmin etmek imkânsızdır. Sıhhati çok bozuk olan, iyi bir muayeneden sonra, "Bir yıl bile dayanmaz," diye düşündüğünüz bir kadın bazen daha on yıl yaşar. Onlar hayata öyle sıkıca bağlıdırlar ki, kötü sıhhat bile yaşamlarına engel olamaz. Diğer taraftan bir kısmı ise çok sağlamdır. Onların yüz yaşını bulacaklarına inanırsınız. Fakat onlar da grip veya zatüreye tutulurlar. Mukavemetleri olmadığı için bir hastalıktan kurtulamaz ve şaşılacak bir şekilde çabuk ölürler. (sf.110)
  • Bir insan endişeye kapıldı mı, bazen budalaca işlere kalkışır. Hatta bir hata bile yapabilir. Zaten suçluların çoğu bildiğin gibi bu şekilde yakalanır. Çok zeki bir insan al. Harikulâde bir plân hazırlayan ve hata yapmayan bir kimseyi... Fakat ufacık bir şeyden endişelendi mi, hemen şaşalar. Yanlış bir hareket yapar. (sf.126)
  • Belirli bir gaye için yapılan bir ev, başka maksatlarla kullanılmamalıdır. Böyle bir şey yaparsanız, evin hoşuna gitmez. (sf.136)
  • İşte insanın başı bu yüzden belaya girer. Düşünmek yüzünden... (sf.145)
  • Bildiğin gibi dolandırıcıların hepsi de pek dürüst tavırlı insanlardır. Her halde katiller de şirin ve bilhasa yufka yürekli tesirini uyandıran insanlar... (sf.155)

Cuma, Ağustos 10, 2012

CİNAYETLER OTELİ ~ Agatha Christie

Orijinal Adı: The Bertrams Hotel
Çeviren: Gönül Suveren
Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi
Kapak Düzeni: Yüksel Çetin
Yayın Yılı:
-
Sayfa Sayısı:176

  • Fakat insan hiçbir zaman geri dönemez. Bunu yapmağa da kalkmamalıdır. (sf.91)
  • Bu aynı şey değil. Cinayet... cinayet işleme arzusu... bambaşka bir şey. Bu... nasıl anlatayım bilmem ki?... Bu, kadere meydan okumak gibi bir şey. (sf.92)
  • Bir insan konuşurken sesini alçaltmazsa bundan onun duyulmaktan çekinmediği  anlamı çıkar. Tabii bazen o sizin o çevrede olduğunuzu farketmez. Umumî bir yerde olduğu, başkalarının da içeri girebileceği aklına gelmez. O zaman seçeceğiniz iki yol var, birini tercih ermek zorunda kalırsınız. Ya ayağa kalkıp öksürürsünüz, ya da sessiz sedasız oturup, sizi görmemelerini temenni edersiniz. Her iki halde de çok sıkılırsınız. (sf.122)
  • Dünyada daha müşfik merhametli insanlar olduğunu anlamak insana ümit ve cesaret veriyor. (sf.124)
  • Bazıları cinayetlere karışırlar. Bazıları cinayet işlerler.Bazıları da ister istemez kendilerini bir cinayet tahkikatının ortasında bulurlar. (sf.157)
  • İnsan, duyduğu dehşet hissini azaltmak için böyle şakacı bir tavır takınıyor. (sf.171)
  • İnsan bazen hâdiselere ters tarafından bakar. Bu üç kişinin yerlerini veya hareketlerini değiştirirsek... o zaman cinayet saatini de değiştirmiş olmaz mıyız? (sf.172)

Çarşamba, Ağustos 08, 2012

ÖLÜM ÇIĞLIĞI ~ Agatha Christie

Çeviren: Gönül Suveren
Yayın Yılı: 2. Basım / 1982
Yayın Evi: Altın Kitaplar Yayınevi
Sayfa Sayısı: 176
  • Birinin gizli ve zevkli günahı olmak, başkalarının onur duyacağı bir kadın olmaktan daha hoştur. (sf.13)
  • Âşık birine doğru yolu göstermenin hemen hemen olanaksız olduğunu bilecek yaştaydım. (sf.27)
  • İngiltere'de boş zamanı olan ihtiyar bir kızla boy ölçüşebilecek bir tek polis hafiyesi yoktur. (sf.29)
  • Korkarım bu dünya kötülük dolu. (sf.61)
  • Bugün eskiden yakılan cadıları düşünerek irkiliyoruz. Bana kalırsa bir gün gelecek asılan canileri düşünerek titreyeceğiz. (sf.85)
  • Çünkü senin işin doğru ve yanlış diye tanımladığımız şeylerle ilgili. Halbuki ben böyle şeylerin var olduğundan pek emin değilim. Ya bütün bunlar salgı bezleriyle ilgiliyse. Bir bezin salgısı fazlalaşır, diğerininki de azalırsa, karşında bir cani bulursun. Ama aslında o yalnızca hastadır. Bir adamı veremi var diye asar mısın? (sf.86)
  • Fakat insanların içyüzü hiç belli olmaz. (sf.95)
  • İyi bir uşağın maskesi kadar insanlıktan uzak hiçbir şey yoktur. (sf.99)
  • Ölülerin arkasından da kötü konuşmamak gerek. Ama ölüm gerçekleri değiştirmez. (sf.109)
  • At kaçtıktan sonra ahırın kapısını kilitlemişsin ne fayda. (sf.112)
  • Hayat her yerde aynıdır. (sf.120)
  • Pek az kimse başkaları için her şeyi yapabilir. Ne kadar istersek  isteyelim yine de çaresiz kalırız. (sf.125)
  • Mesele şu: her şeyin açıklanması gerek. Hem de uygun bir şekilde. Eğer varsayımınız bütün gerçeklere uyuyorsa o zaman doğru yoldasınız demektir. (sf.158)
  • Gençler yaşlıların aptal olduğunu düşünürler, yaşlılar ise gençlerin aptal olduğunu bilirler. (sf.174)

Perşembe, Temmuz 26, 2012

KAPLAN SAVAŞÇI ~ David Gibbins

Çeviren: Pınar Öcal
Orijinal Adı: The Tiger Warrior
Yayın Evi: Altın Kitaplar Yayınevi
Yayın Yılı: 1.Basım / Kasım 2009
Sayfa Sayısı:383



ARKA KAPAK:

İKİ ANTİK KÜLTÜR VE KAYIP BİR HAZİNE,

BÜTÜN İNSANLIĞIN PEŞİNDE OLDUĞU

BİR SIRRI GİZLİYORLARDI. ACABA KİM,

TÜM BUNLARA SAHİP OLMAK İÇİN

KAPLAN SAVAŞÇI'YLA KARŞILAŞMAYI 

GÖZE ALABİLİRDİ?

Roma harabelerindeki esrarengiz bir buluntu, ünlü arkeolog Jack Howard'ı bu kez Mısır sahillerindeki batık bir gemiye sürükler. Ancak bulgular Howard ve uzamanlardan oluşan ekibini, kaybolan efsanebi Roma lejyoner birliğinin geçtiği İpek Yolu'na kadar götürür. bu arada Kırgızistan'ın ücra köşesindeki bir gölde güzel bir kadın, yüzyıllardır arayanların hayatlarına mal olan çok gizli bir bilgiye ulaşmıştır.
Jack bu araştırmayla tarihin en büyük gizemlerinden birini çözerken, ailesiyle ilgili bir gerçeğe de ulaşacağından habersizdir. Yüz yıl önce büyük büyükbabasıyla, tarihin en acımasız imparatorlarından birinin yolu Hindistan'da kesişmiştir.
Hayalet Roma lejyoneri, acımasız bir imparator ve yüzleşmesi gereken gerçekler... Jack hiç bu kdar ölüme yakın olmamıştır.
"Gerçekle kurgunun iç içe geçtiği heyecanlı bir roman. Indiana Jones ve Clive Cussler tarzında gerilim dolu bir macera..." 
York Evening Press
  • Ama hayatını adam öldürerek geçirmişsen sınırlarını kim bilebilir? Zamanı geldiğinde -tabii gelirse eğer- ne zaman asker olmayı bırakıp tekrar yurttaş olacağını nereden bileceksin? (sf.70)
  • Onların oyununu onlardan daha iyi oynamamız gerekir, düzenin yerine hayvani içgüdüyü koymalıyız. Vahşileşmek zorundayız. (sf.125)
  • Hinduizm arkeolojik bir alan gibidir. Üst katmanlarını kaldırınca eski tanrıların, eski dinlerin hâlâ orada olduğunu görürüz. (sf.150)
  • Eski âdetler zor yok olur. (sf.168)
  • Şans lazım, ama ayrıca risk alıp, içgüdülerine güvenerek her şeyi geride bırakmayı istemek de lazım. (sf.190)
  • Bu yüzler yontucunun savaşta karşılaştığı yüzler. İnsan kendisini öldürmeye çalışaların yüzünü hatırlar. (sf.207)
  • Kadınlar hakkında pek bir şey duymuyor insan, öyle değil mi? Maceralar, savaşlar, hep erkeklerle ilgili. Ama kadınlar onca kayıba, acıya dayanıyor. O dönemde çocukların erken yaşta ölmesine alıştıklarını düşünebilirsin ama bence alışmıyorlardı. Belki bütün o dudak kemirmeler o acıyla başa çıkabilmek içindi. (sf.220)
  • Erkekler kendileri konusunda çok aptal. Kadınlar için, bir erkeği çekici kılan şeyin ne olduğunu bile bilmiyorlar. (sf.221)
  • Bir asker için en kötü şey işini yapmak için gereken siyasi iradeye veya gerekli kaynaklara sahip olmadığı bir göreve gönderilmektir. (sf.224)
  • Ölümsüzlüğü aramak aptalların işidir- (sf.233)
  • Herhangi bir keşif çok şeyi açığa çıkarır. (sf.237)
  • Kontrol manyaklarının sınırlara ihtiyacı olur; hüküm sürecekleri dünyayla, korkulan, yok sayılan dış dünya arasındaki sınırlara. (sf.246)
  • Sevdiklerin zaten çoktan ölmüşse ve sen de hayatının anlamını yitirmişsen yaşamın ne anlamı olacaktı ki? (sf.292)
  • Bir asker silahına iyi bakmalı Robert. (sf.296)
  • Çaresiz insanlar için intihar bombacılığı cennete gitmenin kolay yolu. (sf.315)
  • Suikastçıların psikolojisi böyledir. Kendine tamamen güvemen gerekir. Bu onların hem en büyük gücü, hem de zaafıdır. Özgüven, aşırı özgüven doğurur. (sf.320)

Cuma, Temmuz 13, 2012

Açlık Oyunları ~ Suzanne Collins #1

Çeviren: Sevinç Tezcan Yanar
Orjinal Adı: The Hunger Games
Kapak Resmi: Tim O' Brien
Kapak Tasarımı: Elizabeth B. Paris & Phil Falco
Kapak Uygulama: Yunus Bora Ülke
Yayın Evi: Pegasus
Yayın Yılı:18. Baskı / Eylül 2010
Sayfa Sayısı: 384

ARKA KAPAK:

ETRAFINIZDAKİ BAŞKA HERKES SABAHI

GÖREMEYECEĞİNİZDEN EMİNKEN

VAHŞİ BİR ORTAMDA KENDİ BAŞINIZA

HAYATTA KALABİLİR MİSİNİZ?

"Bu kitaba o kadar bağımlı kaldım ki, yemeğe çıktığımda bile kitabı yanımda taşıdım ve masanın altında okumaya devam ettim. Hikâyesi beni birçok gece uykusuz bıraktı çünkü bitirdiğimde bile, yatakta bu kitabı düşünmeye devam ettim. Açlık Oyunları kesinlikle büyüleyici."
-Stephenie Mayer

"Elimden bir türlü bırakamadım... Bağımlısı oldum..."
-Stephen King
Bir zamanlar Kuzey Amerika olarak bilinen bir yerin yıkıntıları içinde Panem ulusu yaşamaktadır, Capitol'ün etrafında on iki bölge bulunmaktadır. Capitol şiddetli ve acımasızdır ve bölgeler bir hat boyunca sıralanmıştır. Onların her biri her yıl yapılan Açlık Oyunları'na katılmak zorundadır. Yarışma için her bir bölge yaşları on iki ve on sekiz arasında değişen birer erkek ve kız çocuğu göndermek durumundadırlar. Açlık Oyunları TV'den canlı olarak yayınlanan ve ölümüne bir kavgadır.
On altı yaşındaki Katniss Everdeen annesi ve kendinden daha küçük kız kardeşi ile yaşamaktadır. Oyunlarda kız kardeşinin yerine geçerek ölüm cezasını üzerine alır. Ancak Katniss daha önce de ölüme çok yaklaşmıştır ve bu kez kız kardeşi için ikinci kez hayatta kalma müzadelesi verecektir. Gerçekten ne anlama geldiğini bilmeden bir yarışmacı olmuştur. Eğer bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneğini başlatmış olacaktır. 


KAZANMAK ÜN VE TALİH ANLAMINA GELİR.

KAYBETMEK KESİN ÖLÜM ANLAMINDADIR.

AÇLIK OYUNLARI BAŞLASIN...

  • Ama açlık hiçbir zaman resmi ölüm nedeni olarak belgelenmez. (sf.34)
  • Ağlayacaksam şimdi tam zamanıydı. Sabaha kadar gözyaşlarımın yüzümde bırakacağı izlerden kurtulmuş olurdum. Ama gözyaşlarım akmıyordu. Ağlamak için fazla uyuşmuş haldeydin ya da belki de fazla yorgundum. Tek hissettiğim başka bir yerde olma arzusuydu. (sf.59)
  • Son çareniz olan bir insanın yüzünü kolay unutmazsınız. (sf.91)
  • Aptal insanlar her zaman tehlikelidir. (sf.168)
  • İnsanların acıma duyguları, yardım getirmiyordu. Ancak pes etmeme azminiz, işte o işe yarıyordu. (sf.190)
  • "Ben sadece... Capitol'e bana sahip olamayacaklarını göstermenin bir yolu olmasını çok isterdim. Yani sadece Oyun'larındaki bir piyon olmadığımı." (sf.250)
  • Ayrıca, her zaman için, karşılığının ödenmesi en zor olan hediye, ilk hediyedir. (sf.307)

Perşembe, Temmuz 05, 2012

OTRAN ~ Gülten Dayıoğlu

Mo'nun Gizemi 2

Kapak Tasarımı: Emre Erdem
Yayın Evi: Altın Kitaplar
Yayın Yılı: 3. Basım / Nisan 2008
Sayfa Sayısı: 352

ARKA KAPAK:

Defne ile Burç, birbirlerine çok yoğun bir aşkla bağlı iki genç.

Japon bilgin Yuma'nın ise tek hedefi İN-MO-SAN adlı insanüstü varlığı yaratmak. Bu amaca erişmek için, Defne ve Burç'a Mo yaratığının genlerini aşılamak istiyor. İki genci, soluk kesici olaylar sonucu tuzağa düşürüp kaçırıyor.

Sonra... Neler oluyor neler, bir bilseniz!...

İşte o gençlerle birlikte bu soluk kesici serüvene daldığınızda, birden karşınıza OTRAN çıkıyor. Sakın ŞAŞIRMAYIN!

İnsan varlığının gizemli sınırlarını aşmayı düşleme gücüne sahipseniz, bu kitapla kanatlanıp uçmanız, işten bile değil.

  • Yerkürenin sallana yuvarlana, bilinmedik bir yerlere gitmekte olduğu apaçık ortadaydı. (sf.24)
  • İnsanlar, insanlık dışı eylemleriyle yazık ki, doğa ve öteki canlılar karşısında saygınlıklarını yitirdiler. (sf.124)
  • İnsanoğlunun en büyük kusurlarından biri sabırsızlık. (sf.137)
  • Sevgi; nereden, kimden ve nasıl gelirse gelsin sezinlenir. (sf.184)
  • Yeryüzünde her olay, birbirine neden-sonuç ilişkisiyle bağlıdır. (sf.326)
  • Herkes, umut konusunda özgürdür. Hele sen! Umutlar sonsuzdur. (sf.333)
  • İkiyüzlülük, insanların doğal davranışı haline gelmiş durumda. (sf.339)

Çarşamba, Haziran 27, 2012

Mo'nun Gizemi ~ Gülten Dayıoğlu

Kapak Resmi: Mustafa Delioğlu
Yayın Evi: Altın Kitaplar
Yayın Yılı: 6.Basım / Ekim 2003
Sayfa Sayısı: 288



ARKA KAPAK:

Avustralya'ya gidiyordum. Uçakta, her haliyle garip ve gizemli, genç bir adamla tanıştım. Kendisi Genetik Mühendisiydi. Onunla insan kopyalama olgusu üzerine, ürperti verici konuşmalar yaptık. Daha sonra o bana, roman yazmam için, yürek hoplatıcı bir serüven aktardı. Bu serüveni, birbirlerine tutkulu bir aşkla bağlı olan Defne ve Burç adında, liseli iki genç yaşamıştı.

Böylece her sayfasında, acaba sorusuyla insanı kuşatan, bu soluk kesici roman ortaya çıktı. Ne var ki, bu olaydan aklıma takılan bazı soruların yanıtlarını hâlâ bulabilmiş değilim:

Yol arkadaşım Burç gerçekten bir insan mıydı?
Yoksa ben, gen teknolojisi ve canlı kopyalama yöntemiyle, laboratuvarda oluşturulmuş biriyle mi yolculuk yapmıştım?

  • Tatillerin en iyi yanlarından biri de bu süreçte kurulan dostluklardır. (sf.74)
  • "Ben çocuk olmanın, çocukça işler yapmanın, aşağılanma nedeni olarak kullanılmasına çok kızıyorum." (sf.87)
  • "Her zaman söylerim, aşk aynı zamanda hüzün demektir." (sf.169)
  • "Tanrı'nın yaptığına bakın, kimi insan denizde boğulup ölüyor, kimi balık ağaç tepesinde can veriyor." (sf.170)
  • "Yaşam, belasıyla güzeldir." (sf.171)

Pazar, Haziran 24, 2012

Cinayet Reçetesi ~ Agatha Christie

Çeviren: Gönül Suveren
Dizgi Baskı: Serbest Matbaası - Kasım 1982
Sayfa Sayısı: 190

  • Bazı soruları, cevaplarından korktuğunuz için soramazsınız. (sf.7)
  • Unutma, yalnız yola çıkan hedefine daha çabuk erişir. (sf.23)
  • Ben atmosfere inanırım. İnsanların duyguları ve düşünceleri. Bunlar duvarlara ve eşyalara sızarlar. (sf.37)
  • Herkesin hayatında başkalarının öğrenmeyeceklerini umduğu kapalı bazı bölümler vardır. (sf.62)
  • "Ben büyük buluşların çoğunu ve dehanın en büyük başarılarını, tembelliğe bağlıyorum. İnsan kafası başkalarının fikirleriyle kaşık kaşık beslenmeyi tercih eder. Ama bu besinden yoksun kaldığı zaman da istemeye istemeye kendi başına düşünmeye başlar. Ve, unutmayın, böyle düşünce değşik bir şeydir. Değerli sonuçlar da verebilir." (sf.79/80)
  • "İnsanların kendi isteğiyle yaptığı kötülükleri Tanrıya yükleme merakı çok fazlalaştı. Bir şeytan olduğunu kabul edebilirim. Ama Tanrının bizi cezalandırmasına hiç gerek yok, Miss Emily. Biz kendi kendimizi cezalandırmakla meşgulüz zaten." (sf.84)
  • Bayağı merak, korkaklıktan daha üstündür. (sf.94)
  • Olaylar hiçbir zaman beklediğimiz zaman gelişmezler. (sf.164)
  • "Besin, hayat için neyse.
    Ya da tatlı mevsim sağanakları toprak için neyse,
    Sen de benim düşüncelerim için öylesin..."
    *

    Ve o zaman aslında sana âşık olduğumu da anladım, Jerry. Çünkü benim duygularım de böyle..." (sf.180)
  • "Ama biz bu dünyaya masum bir insanın hayatı söz konusuyken, tehlikeden kaçınmak için gelmedik." (sf.188)

    *Shakespeare'den...

Pazartesi, Nisan 02, 2012

Göz ~ Stephen King

Çeviren: Esat Ören
Orijinal Adı: Carrie
Kapak Resmi: Cömert Doğru
Baskı: 6.Basım/Nisan 2008
Yayın Evi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 239

ARKA KAPAK YAZISI:

STEPHEN KING'E ŞÖHRET YOLUNU AÇAN İLK KİTABI

"Ürkütücü ve korkunç...Bu romanı elinizden bırakamayacaksınız."
Chicago Tribune

"Kanınızın donduğunu hissedeceksiniz..."
New York Times

"Tüyler ürpertici ve korku dolu!"
Pittsburg Post Gazette

*
  • Diğerlerinden farklı olmadığını görene dek
    O bebeğin takdis edilemeyeceğini
    Herkes anlamıştı.
    (sf.38)
  • Uymak.En kaçındığı sözcük buydu,çünkü daha bunu söyler söylemez aklına tatsız görüntüler gelmeye başlıyordu: Kocası bürosunda ne idüğü belirsiz işler çevirirken o,saçlarında bigudilerle televizyonun karşısında ütü yapıyor; Okul Aile Birliğine üye oluyor,daha sonra gelirleri arttıkça yükselip kentin sosyete kulübüne üye oluyorlar,çeşitli yatıştırıcı haplara başlıyor,gece yarısı bebek vızıltılarına uyanıyor,başka kadınlarla birlikte protesto gösterilerine ve zencileri Kleen Korners'dan kovma kamplarına katılıyor... (sf.47)
  • "Fakat hiç kimse de yaptığı hareketin başka insanları üzdüğünü anlamaya çalışmıyor.İnsanlar zamanla daha iyi olmuyorlar,sadece akıllanıyorlar.Akıllandığın zaman sineklerin kanatlarını koparmaktan vazgeçmiyorsun,yalnızca bunu yapmak için daha iyi nedenler buluyorsun.(...)" (sf.82)
  • "Sivilceler Tanrı'nın seni cezalandırma biçmidir." (sf.93)
  • Ama üzgünüm demek,çok boş bir şey.İnsan fincanından biraz kahve döktü mü ya da bovling oynarken topu yanlış yere attı mı,söyler bunu.Gerçek üzüntü gerçek aşk kadar ender görülür. (sf.129)
  • Sana öyle bir ezgi yazmak isterdim ki,tatlı kız,
    Bildiğin o yararsız şeyin acısını dindirsin,
    Seni rahatlatsın ve çıldırmaktan korusun.
    (sf.238)

Perşembe, Şubat 23, 2012

Kayıp Sembol-Dan Brown


  •  Bir kişinin derisine dövme yaptırması;gücünü ilan etmesi ve tüm dünyaya,kendi bedenimin hakimi benim,diye duyurmasıydı.Fiziksel değişimden kaynaklanana kontrol hissinin verdiği sarhoşluk,milyonlarca insanı bedenini dönüştürme uygulamalarına müptela etmişti;plastik cerrahi,piercing,vücut geliştirme,steroitler...hatta bulimi ve cinsiyet değiştirme.İnsan ruhu kendi fani kabuğu üzerinde hakimiyet kuruyor.
  • Anlamadığımız şeylerden korkarız.
  • Bilgi bir araçtır ve tüm araçlar gibi,etkisi onu kullanan kişinin elindedir.
  • Bilgi güçtür ve doğru bilgi insanın adeta tanrısal mucizeler gerçekleştirmesini sağlar.
  • Yukarıdaki aşağıdakine,aşağıdaki yukarıdakine benzer.
  • (...)Liderler savaş ilan etmeden önce ölümü herkesin tadacağını hatırlasalardı,dünya çok daha farklı bir yer olabilirdi(...)
  • Sembolik açıdan konuşursak,aydınlanmış bir insanın ulaşabileceği herhangi bir şey... Tanrı'nın ulaşabileceği yerdedir.
  • Zenginlik sıradandır,hikmet ise az bulunur.
  • Orada bir yerde,insanın anlayışını değiştiren sırlar var.
  • Küçük beyinler büyük zekâlardan daima korkar.
  • Kötülük doğal bir yasadan başka nedir? Aydınlığı karanlık takip ederdi.Düzeniyse karmaşa... Esas olan,her şeyin yitirildiğiydi.Her şey bozulurdu.
  • Tarih bize bir şey öğrettiyse o da bu gün alaya aldığımız garip düşüncelerin bir gün kabul edilen gerçeklere dönüştüğüdür.
  • Karanlığın en yoğun olduğu an,daima şafaktan hemen öncesidir.
  • Tarih boyunca her Aydınlanma Çağı'nı,ters yöne iten bir karanlık çağ izlemiştir.Doğa ve denge yasaları da böyledir.Ve bu gün dünyamızda büyüyen karanlığa bakacak olursak,bunun,eşit oranda bir ışığın da büyüdüğü anlamına geldiğini fark ederiz.
  • İnsan sadece ölümü deneyimleyerek hayat deneyimini tam anlamıyla kavrayabilirdi.
  • Bütün büyük gerçekler basittir.
  • Ama en önemlisi...nasıl bir baba kendi oğlunun gözlerine bakıp...geçen bunca yıla rağmen...onu tanıyamaz? 
  • Sadece kendimiz için yaptıklarımız bizimle birlikte ölür;başkaları ve dünya için yaptıklarımızsa kalıcı ve ölümsüzdür. 

Yeşil Yol ~ Stephen King

  • Mahkûmlar sandalye konusunda şakalaşırlardı.İnsanların korktukları ama kaçamadıkları her şeyi şakaya vurdukları gibi.
  • Bir süre sonra elektrikliye oturacak ve Elektrikli işini bitirecekti... ama ona o korkunç şeyleri yaptıran her neyse çoktan gitmişti;artık kerevetinde oturup küçük arkadaşının ellerinin üzerinde koşturmasını seyrediyordu.Bir bakıma en kötüsü de buydu : Elektrikli asla içlerindekini yakmıyor ve iğneyle verdikleri ilaçlar da uyutmuyordu.O şey sıçrıyor,başka birine geçiyor ve bize de sadece zaten ölmüş olan kabukları öldürmek kalıyordu.
  • En sonunda "Evet Bayan Detterick," dedi."Buradayım,oh güzel Tanrım,şu anda küçük kızlarınızın başına bir şey gelmemiş olması için dua ediyorum..."

    "Evet teşekkür ederim," dedi Marjore."Ama Tanrı'ya birazcık beklemesini söyleyin ve beni hemen Tefton'daki şerife bağlayın,olur mu?"
  • Gelgelelim insanlar ikiyüzlüleri de severler bilirsiniz,onları kendilerinden biri olarak kabul ederler ve siz olmadığınız sürece,birisinin pantolonu aşağıda yakalanması her zaman iyi bir duygudur.
  • Eğer devlet destekli cinayet onun için heyecan anlamına geliyorsa,bırakalım heyecanını yaşasındı.
  • Gece yarısı bir kadının ya da bir erkeğin ölmesini seyretmeye gelen bir kişinin orada olması için çok özel,çok önemli bir nedeni olmalıdır.Eğer idam gerekli bir ceza yöntemiyse,o halde bu gereksinme tatmin edilmelidir.Bir karabasan yaşamışlardır.İdamın amacı o karabasanın sona erdiğini göstermektir.Belki de işe yarıyordur.Bazen.
  • Bir de sanırım söylememe gerek yoktur,her ikimiz de küçük bir fare cinayetinden çekinecek değildik.Ne de olsa devlet bize sıçanları öldürmemiz için para veriyordu.
  • O pencerenin önünde üzerinde ne kol,ne de kadran bulunmayan siyah bir telefon vardı.Telefon yalnızca dışardan çaldırılabilirdi ve o da yalnızca tek bir yerden: Valinin makam odasından.Zaman içinde bu resmi telefonun tam da zavallı masum biri idam edilmek üzereyken çaldığı pek çok hapishane filmi gördüm ama benim E Blokta geçirdiğim tüm o yıllar boyunca bu telefon hiç çalmadı.Tek bir kez bile.Filmlerde ucuza kurtulunuyor.Masumiyet de ucuz.Bir çeyrek ödüyorsunuz ve bunun karşılığını alıyorsunuz.Gerçek hayatta ise bedeller daha yüksek ve yanıtların çoğu da farklı.
  • Ne de olsa dünya dönüyor.Ya tutunup onunla birlikte döneceksiniz ya da ayağa kalkıp itiraz edecek ve dışarı fırlatılacaksınız.
  • Bitmişti.Bir kez daha yaratamadığımızı yok etmeyi başarmıştık.
  • Bunun ne kadar çılgınca geldiğini biliyorum,tabii ki biliyorum, ama yüreğinize doğru gelen şeyi yazmadıkça yazı yazmanın da bir anlamı olamaz;bir bakıma o sanki bütün dünya için kederleniyor,hiçbir zaman yatıştırılamayacak kadar büyük bir şey için üzülüyor gibiydi.
  • Yuvarlanıp gidiyordunuz,her şey kitaba göre,bir hata yapıyorsunuz ve bam,gökyüzü kafanıza yıkılıyor.
  • Köşeye sıkıştırıldığında bir sıçan da kavga eder.
  • Dünya başımıza yıkılıyor ama gel gör ki,Oprah,Ricki Lake,Carnie Wilson,Rolanda gibi TV yıldızlarının bütün aldırdığı kısa etekli kadınlarla ve gömleği açık erkeklerle sevişmek konusunda konuşmak.
  • Bir insanın neye ihtiyacı olduğunu bilirseniz adamı tanımış olursunuz genellikle.
  • Acının yüzümüzde nasıl iz bıraktığına ve bir aile gibi görünmemizi sağladığına tanık olmak ne garip.
  • "Hiç bir iyilik cezasız kalmaz." 
  • "Kendi iyiliğin için,büyük baba," demişlerdi.Tabii öyle diyeceklerdi.İnsanlar en sonunda yürüyen ve konuşan bir sorundan kurtulmanın yolunu bulduklarında genelde böyle demezler mi?
  • Burada zaman önce belleği,sonra da yaşama arzusunu eriten zayıf bir asit gibi.
  • Benden hoşlanmıyor,belki nefret bile ediyordu: Ve neden? Bilmiyordum.Bazen neden yoktur.Asıl korkunç olan da bu.
  • Zalimlik bağımlılık yaratan bir uyuşturucu gibidir.
  • "Öldü değil mi? Tanıklara gelince,çoğu yarın gece ahbaplarına ilahi adaletin yerini bulduğunu anlatacaklar: Del bir sürü insanı diri diri yakmıştı ve biz de onu diri diri yaktık.Yalnızca bunu yapanın biz olduğumuzu söylemeyecekler.Bunun Tanrı'nın iradesi olduğunu,bizim aracılığımızla gerçekleştiğini anlatacaklar."
  • Bazen insan bir şeyi öğrenme ihtiyacıyla lanetlenir.
  • Kefaret çok güçlüydü;geçmişin üzerine kapattığınız kapının kilidiydi o.
  • Harabeler arasında aşk.Herhalde bazılarınıza komik,diğerlerinize de garip geliyordur,ama size bir şey söyleyeyim,garip de olsa bir aşk yaşamak hiç aşk yaşamamaktan iyidir.
  • "Sana kim bu denli acı verdi?" 
  • Bazen aklınız ve bedeniniz ne kadar yakınırsa yakınsın,ilerlemek daha doğrudur.Bazen işi bitirmenin tek yoludur bu.
  • Ben kendim yetmiş yedi kişiyi infaz ettim;sandalyeye bağladığım katillerin herhangi birinin kurbanlarından daha fazla.
  • İnsanın eli yarı evcilleşmiş bir hayvana benzer;çoğu zaman iyidir ama bazen kontrolden çıkıp gördüğü ilk şeyi ısırır.
  • "Gördüğüm ve hissettiğim acılardan yoruldum artık,patron.Yağmur altında bir ispinoz gibi yalnız,hep yollarda olmaktan yoruldum.Hiçbir zaman bana eşlik edecek,bana nereden geldiğimizi,nereye gittiğimizi ve nedenini söyleyecek bir yoldaşım olmadan.İnsanların birbirlerine karşı bu kadar kötü olmalarından yoruldum.Yardım etmeye çalışop da edemediğim bütün o zamanlardan.Kranlıkta olmaktan yoruldum.Asıl da acıdan.Çok fazla.Eğer sona erdirebilseydim,yapardım.Ama yapamıyordum."
  • Hiç bir şeyi tamamen silip atamazsınız dünya denen bu karanlık aynadan.
  • "Neden bağırmadılar,John?Canlarını acıtıp kanattı,anne babaları hemen yukarıdaysı,öyleyse neden bağırmadılar?"
    John o dalgın gözleriyle bana baktı."Birisine,'Eğer ses çıkarırsan seni değil,kardeşini öldürürüm,' dedi.Diğerine de aynı şeyi söyledi.Anladın mı?"
    "Evet," diye fısıldadım.Anlamıştım.
    (...)
    "Onları sevgileriyle öldürdü," dedi John."Birbirlerine olan sevgileriyle.Nasıl olduğunu anlıyor musun?"
    Başımı salladım.Konuşamıyordum.
    Gülümsedi.Gözyaşları yine akıyordu, ama gülümsedi."Bu her gün olur," dedi."Dünyanın her yanında." Sonra yatıp yüzünü duvara döndü.
  • "Ama burada benden nefret eden çok insan var.Çok.Hissedebiliyorum.Canımı acıtıyor.Tıpkı arı sokması gibi batıyor ve canımı acıtıyor."
  • John yine dudaklarını ıslatıp çok açık bir biçimde konuştu.Yalnızca dört sözcük."Böyle olduğum için üzgünüm."
  • Dönüp o günlere baktığımda Elektrikli nasıl da budalaca bir çılgınlık,ölümcül bir sapıklık gibi geliyor.En iyi koşullar altında bile ince cam kadar kırılganız bizler.Birbirimizi soğukkanlılıkla,gaz ve elektrik vererek öldürmek mi? Ne çılgınlık.Ne dehşet.
  • İsteseniz de istemeseniz de zaman her şeyi silip süpürüyor ve sonunda geriye yalnızca karanlık kalıyor.Bazen o karanlığın içinde başkalarını buluyoruz ve bazen onları yine yitiriyoruz.
  • Bazen insanlara bir yardımımız dokunamaz.Bazen en iyisi hiç denememektir.
  • Ne çare ki kötü adam sonunda bizi mutlaka incitiyor,öyle değil mi?