Dizüstü Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dizüstü Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Eylül 01, 2012

Erkek Dedikodusu ~ French Oje / T.B.

Kapak Tasarımı: Ebru Demetgül
Yayın Yılı: 11.Basım / İstanbul, Haziran 2012
Yayınevi: Okuyan us Yayınları
Sayfa Sayısı: 325

ARKA KAPAK:


Dedikodu için en az iki kişi gerekir, ve de bolca malzeme...
Derin ve Pera, birbirini tanımayan iki kadın, ortak bir arkadaşlarının düğününde "bekârlar masası"na düşerler, bu talihsizliklerini sohbetle bastırmaya çalışırken, koyu bir muhabbet başlar. Derin ve Pera'nın birbirlerine anlattıklarını, sırlarını, güldüklerini, ağladıklarını dinlerken masadaki 3. kişi olarak sizin de sohbete dâhil olmamanız mümkün değil. Her türlü dedikodunun döndüğü bu masaya davetlisiniz, bakalım Derin ve Pera neler anlatacak? Neler yaşayacaklar?

French Oje hiç sektirmeden, yıllarca okuyucularına "kızlar prenses, erkekler ölsün" deyip durdu. T.B., yıllarca nişanlısından kendisine "o beni prenses peri sanıyooo" şarkısını gönderdi durdu. Liseden beri hiç ayrılmayan muhteşem ikili French Oje ve T.B., "Bulaşmadığımız bir aktivite kaldı mı?" diye düşünürken kendilerini kitabın başında buldular. Birbirinden Resul Balay ve George Michael, Küçük Ceylan ve Chris martin, Cindy Crawford ve Kaddafi kadar farklı olan kızlar, erkek dedikodusu konusunda kendilerini bile şaşırtacak kadar uyumlu çıktılar. Bütün kızların kendi aralaında dönen erkek dedikoduları bir kurgunun içinden gizli gizli erkeklere gülümsemeye başladı. Twitter'da da @french_oje ve @tugce_tb nickleriyle tanınan ikili, kendilerini yılların blogger'ı olarak tanımlarken; onları tanıyanlar, 10 yıllık ilişkisiyle alıp başını giden nişanlı T.B.'yi ayakta alkışlayıp, 10 yıllık bekarlığıyla kırıp dizini oturan nişansız French Oje'yi de oturarak teselli ediyorlar. Ve bu ikisi her ortama çok iyi geliyorlar.

twitter.com/erkekdedikodusu
facebook.com/erkekdedikodusu
twitter.com/dizustuedebiyat
facebook.com/dizustuedebiyat
twitter.com/okyanus
facebook.com/okyanusyayinevi
youtube.com/okyanusyayinevi

  • Bir erkek hala eski sevgilisinin aldığı kol düğmesini kullanıyorsa... bunun hiçbir anlamı yoktur çünkü erkekler "anlamı olan eşya" felsefesine asla inanmazlar. (sf.58)
  • Her kadın aynıydı. Milyonlarca kez kendilerini inceleseler bile kendi anatomileri asla akıllarında kalmazdı. O görüntünün sürekli güncellenmesi gerekirdi. (sf.113)
  • Zaten az gülen herkesin gülüşü harika değil miydi? (sf.122)
  • Bazen insanın kendi iç sesi, en yakın dostu olur. (sf.165)
  • TDK'ya göndereceğim deyimler sözlüğüne katsın bunu: "Bize gelsene film izleyelim" karşılığı, "bize gelsene sevişelim" bunu herkes biliyor, sözlüğe koymak lazım resmileşsin bence. (sf.187)
  • Herkesin farklı bir aşk algılayışı ve farklı bir aşk yaşayışı vardı. (sf.245)

Perşembe, Temmuz 19, 2012

PUCCA GÜNLÜK 2

ve geri kalan her şey

"hepsini de affettim, zaten 

hiçbirinin soyadı bana yakışmıyordu"

Kapak Tasarımı: Ebru Demetgül
Yayın Evi: Okuyan us Yayınevi
Yayın Yılı:14.Baskı / İstanbul, Kasım2011

ARKA KAPAK:

Türkiye'de blog denince akla ilk onun ismi geldi. Birçok insanın blog açma nedeni olurken, onu okuyan herkesin bazen dert ortağı, bazen de en çok güldüğü arkadaşı oldu.

İlk kitabı "Küçük Aptalın Büyük Dünyası" , "blog" nedir bilen bilmeyen herkesin tatil çantasındaki yerini aldı. Pucca, ünlü- ünsüz, onu okuyan herkesi kendisine hayran bıraktı. Yazdıklarını okuyan onunla birlikte öfkelendi, onunla birlikte ağladı, onun şapşallıklarına karnı ağrıyana kadar güldü.
Okurlar, aylarca hikayenin devamını bekledi, Pucca ise hep bir mutlu sonu...

Şimdi zamanı geldi, Pucca, merakla beklenen ikinci kitabı "ve Geri Kalan Her Şey"le aramızda!

İlkinin aksine, Pucca ikinci kitapta neyi, kimi anlatıyor kimse bilmiyor. Sürprizlerle dolu geri kalanlarda, Pucca'nın eğlenceli, komik, bazen de hüzünlü anlatımıyla günlüğünün devamını okuyoruz. Yazarımız, ikinci kitaptan sonra battaniyenin altından çıktı, farklı ve yepyeni bir dünyada yerini aldı.

Şimdi biz de hep birlikte battaniyelerimizin altından çıkıp onun yeni dünyasına giriyoruz.
  • Bir kişiyi gideceğini, canını acıtacağını, seni milyon kez kıracağını bile bile sevmek! Aynen diyetteyken pasta yemek gibi... Sonrası vicdan, sonrası kendine acıma, kızma, zamanı geri alsaydım derdi, sonrası pişmanlık... (sf.7)
  • Allah'ın neden popoyu arkamıza yaptığını da anladım! İyi ki arkamdaymış her gün o garip şeye bakmaya nasıl dayanırdı yüreğim? (sf.83)
  • ..oturup saatlerce yaptığı işi öven adamın zannetmiyorum ki harika bir hayatı olsun. Ya asosyal, yıllık izni alınca ilk geldiği yer burası ya da pipisi için mikroskop gerek. (sf.85)
  • Kardeş dediğin şeyin dünyaya geliş amacı bence ablalarına daha mutlu bir yaşam sürdürmeleri olmalı. (sf.136)
  • Öyle ikiyüzlü bir toplumda yaşıyoruz ki aslında, evlenmek isteyen kadınları kezbanlıkla suçlayıp, evlenmeden birlikte yaşayanlara orospu muamelesi yapıyorlar. Evlenmek istemiyorum dediğim zaman entel ama sürtük, evlenmek istiyorum dediğim zaman cahil ama namuslu oluyorsun anlayacağın. (sf.157)
  • Bir yere yetişmeye çalışırken giyeceğin şey muhakkak kirli sepetindedir, saçın şekil almaz, çorabın kaçar, ojen ayakkabını giyerken bozulur... Bunlar asla değişmeyen kurallardır. (sf.169)
  • Nasıl yaratıldıysak, ölüm üzmüyor bence, asıl üzen şey bencillik. (sf.213)
  • Akşamüstlerinde genellikle kötü bir şey olmaz, çünkü hep beklenilen bir durum vardır, gece ya kıyamet kopacaktır ya da sabahran kopmuş şimdi yıkıntıları onarıyorlardır. En güzel dilmler akşamüstlerinde biter genellikle, güneşin batışına doğru ilerler hep kahraman. Akşamüstleri hep güzeldir, özeldir... (sf.232)
  • O dünyaya ilk gelen kadın var ya ben onun ta anasını tövbe tövbe, onun tembelliği yüzünden şu dünyanın durumuna bak. "Sen git bize yemek bul, ben mağarayı temizlerim." demiş, sonrası yan gel yat ohh mis tabii. Ne ütü derdi, ne bulaşık derdi, ne akşam dinazoru nasıl pişirsem derdi yok kadının. Şimdi öyle mi oysa ki, hem yemek yap, hem temizlik hem de eve para getir. (sf.314)
  • Büyümek nedir diye sorsan sanırım bunu derim, uyumadan önce kurduğun hayallerin sorunlara dönüşmesi... (sf.354)
  • Ama bunu kimseye anlatamıyorum, çünkü güzel hiçbir şey anlatılmıyor. Anlatılsa bile dinlenmiyor. (sf.379)
  • Korktuğun başına geldiği an yapacağın tek şey artık korkmamaktır sanırım. (sf.411)