Stephen King etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stephen King etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Nisan 02, 2012

Göz ~ Stephen King

Çeviren: Esat Ören
Orijinal Adı: Carrie
Kapak Resmi: Cömert Doğru
Baskı: 6.Basım/Nisan 2008
Yayın Evi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 239

ARKA KAPAK YAZISI:

STEPHEN KING'E ŞÖHRET YOLUNU AÇAN İLK KİTABI

"Ürkütücü ve korkunç...Bu romanı elinizden bırakamayacaksınız."
Chicago Tribune

"Kanınızın donduğunu hissedeceksiniz..."
New York Times

"Tüyler ürpertici ve korku dolu!"
Pittsburg Post Gazette

*
  • Diğerlerinden farklı olmadığını görene dek
    O bebeğin takdis edilemeyeceğini
    Herkes anlamıştı.
    (sf.38)
  • Uymak.En kaçındığı sözcük buydu,çünkü daha bunu söyler söylemez aklına tatsız görüntüler gelmeye başlıyordu: Kocası bürosunda ne idüğü belirsiz işler çevirirken o,saçlarında bigudilerle televizyonun karşısında ütü yapıyor; Okul Aile Birliğine üye oluyor,daha sonra gelirleri arttıkça yükselip kentin sosyete kulübüne üye oluyorlar,çeşitli yatıştırıcı haplara başlıyor,gece yarısı bebek vızıltılarına uyanıyor,başka kadınlarla birlikte protesto gösterilerine ve zencileri Kleen Korners'dan kovma kamplarına katılıyor... (sf.47)
  • "Fakat hiç kimse de yaptığı hareketin başka insanları üzdüğünü anlamaya çalışmıyor.İnsanlar zamanla daha iyi olmuyorlar,sadece akıllanıyorlar.Akıllandığın zaman sineklerin kanatlarını koparmaktan vazgeçmiyorsun,yalnızca bunu yapmak için daha iyi nedenler buluyorsun.(...)" (sf.82)
  • "Sivilceler Tanrı'nın seni cezalandırma biçmidir." (sf.93)
  • Ama üzgünüm demek,çok boş bir şey.İnsan fincanından biraz kahve döktü mü ya da bovling oynarken topu yanlış yere attı mı,söyler bunu.Gerçek üzüntü gerçek aşk kadar ender görülür. (sf.129)
  • Sana öyle bir ezgi yazmak isterdim ki,tatlı kız,
    Bildiğin o yararsız şeyin acısını dindirsin,
    Seni rahatlatsın ve çıldırmaktan korusun.
    (sf.238)

Perşembe, Şubat 23, 2012

Yeşil Yol ~ Stephen King

  • Mahkûmlar sandalye konusunda şakalaşırlardı.İnsanların korktukları ama kaçamadıkları her şeyi şakaya vurdukları gibi.
  • Bir süre sonra elektrikliye oturacak ve Elektrikli işini bitirecekti... ama ona o korkunç şeyleri yaptıran her neyse çoktan gitmişti;artık kerevetinde oturup küçük arkadaşının ellerinin üzerinde koşturmasını seyrediyordu.Bir bakıma en kötüsü de buydu : Elektrikli asla içlerindekini yakmıyor ve iğneyle verdikleri ilaçlar da uyutmuyordu.O şey sıçrıyor,başka birine geçiyor ve bize de sadece zaten ölmüş olan kabukları öldürmek kalıyordu.
  • En sonunda "Evet Bayan Detterick," dedi."Buradayım,oh güzel Tanrım,şu anda küçük kızlarınızın başına bir şey gelmemiş olması için dua ediyorum..."

    "Evet teşekkür ederim," dedi Marjore."Ama Tanrı'ya birazcık beklemesini söyleyin ve beni hemen Tefton'daki şerife bağlayın,olur mu?"
  • Gelgelelim insanlar ikiyüzlüleri de severler bilirsiniz,onları kendilerinden biri olarak kabul ederler ve siz olmadığınız sürece,birisinin pantolonu aşağıda yakalanması her zaman iyi bir duygudur.
  • Eğer devlet destekli cinayet onun için heyecan anlamına geliyorsa,bırakalım heyecanını yaşasındı.
  • Gece yarısı bir kadının ya da bir erkeğin ölmesini seyretmeye gelen bir kişinin orada olması için çok özel,çok önemli bir nedeni olmalıdır.Eğer idam gerekli bir ceza yöntemiyse,o halde bu gereksinme tatmin edilmelidir.Bir karabasan yaşamışlardır.İdamın amacı o karabasanın sona erdiğini göstermektir.Belki de işe yarıyordur.Bazen.
  • Bir de sanırım söylememe gerek yoktur,her ikimiz de küçük bir fare cinayetinden çekinecek değildik.Ne de olsa devlet bize sıçanları öldürmemiz için para veriyordu.
  • O pencerenin önünde üzerinde ne kol,ne de kadran bulunmayan siyah bir telefon vardı.Telefon yalnızca dışardan çaldırılabilirdi ve o da yalnızca tek bir yerden: Valinin makam odasından.Zaman içinde bu resmi telefonun tam da zavallı masum biri idam edilmek üzereyken çaldığı pek çok hapishane filmi gördüm ama benim E Blokta geçirdiğim tüm o yıllar boyunca bu telefon hiç çalmadı.Tek bir kez bile.Filmlerde ucuza kurtulunuyor.Masumiyet de ucuz.Bir çeyrek ödüyorsunuz ve bunun karşılığını alıyorsunuz.Gerçek hayatta ise bedeller daha yüksek ve yanıtların çoğu da farklı.
  • Ne de olsa dünya dönüyor.Ya tutunup onunla birlikte döneceksiniz ya da ayağa kalkıp itiraz edecek ve dışarı fırlatılacaksınız.
  • Bitmişti.Bir kez daha yaratamadığımızı yok etmeyi başarmıştık.
  • Bunun ne kadar çılgınca geldiğini biliyorum,tabii ki biliyorum, ama yüreğinize doğru gelen şeyi yazmadıkça yazı yazmanın da bir anlamı olamaz;bir bakıma o sanki bütün dünya için kederleniyor,hiçbir zaman yatıştırılamayacak kadar büyük bir şey için üzülüyor gibiydi.
  • Yuvarlanıp gidiyordunuz,her şey kitaba göre,bir hata yapıyorsunuz ve bam,gökyüzü kafanıza yıkılıyor.
  • Köşeye sıkıştırıldığında bir sıçan da kavga eder.
  • Dünya başımıza yıkılıyor ama gel gör ki,Oprah,Ricki Lake,Carnie Wilson,Rolanda gibi TV yıldızlarının bütün aldırdığı kısa etekli kadınlarla ve gömleği açık erkeklerle sevişmek konusunda konuşmak.
  • Bir insanın neye ihtiyacı olduğunu bilirseniz adamı tanımış olursunuz genellikle.
  • Acının yüzümüzde nasıl iz bıraktığına ve bir aile gibi görünmemizi sağladığına tanık olmak ne garip.
  • "Hiç bir iyilik cezasız kalmaz." 
  • "Kendi iyiliğin için,büyük baba," demişlerdi.Tabii öyle diyeceklerdi.İnsanlar en sonunda yürüyen ve konuşan bir sorundan kurtulmanın yolunu bulduklarında genelde böyle demezler mi?
  • Burada zaman önce belleği,sonra da yaşama arzusunu eriten zayıf bir asit gibi.
  • Benden hoşlanmıyor,belki nefret bile ediyordu: Ve neden? Bilmiyordum.Bazen neden yoktur.Asıl korkunç olan da bu.
  • Zalimlik bağımlılık yaratan bir uyuşturucu gibidir.
  • "Öldü değil mi? Tanıklara gelince,çoğu yarın gece ahbaplarına ilahi adaletin yerini bulduğunu anlatacaklar: Del bir sürü insanı diri diri yakmıştı ve biz de onu diri diri yaktık.Yalnızca bunu yapanın biz olduğumuzu söylemeyecekler.Bunun Tanrı'nın iradesi olduğunu,bizim aracılığımızla gerçekleştiğini anlatacaklar."
  • Bazen insan bir şeyi öğrenme ihtiyacıyla lanetlenir.
  • Kefaret çok güçlüydü;geçmişin üzerine kapattığınız kapının kilidiydi o.
  • Harabeler arasında aşk.Herhalde bazılarınıza komik,diğerlerinize de garip geliyordur,ama size bir şey söyleyeyim,garip de olsa bir aşk yaşamak hiç aşk yaşamamaktan iyidir.
  • "Sana kim bu denli acı verdi?" 
  • Bazen aklınız ve bedeniniz ne kadar yakınırsa yakınsın,ilerlemek daha doğrudur.Bazen işi bitirmenin tek yoludur bu.
  • Ben kendim yetmiş yedi kişiyi infaz ettim;sandalyeye bağladığım katillerin herhangi birinin kurbanlarından daha fazla.
  • İnsanın eli yarı evcilleşmiş bir hayvana benzer;çoğu zaman iyidir ama bazen kontrolden çıkıp gördüğü ilk şeyi ısırır.
  • "Gördüğüm ve hissettiğim acılardan yoruldum artık,patron.Yağmur altında bir ispinoz gibi yalnız,hep yollarda olmaktan yoruldum.Hiçbir zaman bana eşlik edecek,bana nereden geldiğimizi,nereye gittiğimizi ve nedenini söyleyecek bir yoldaşım olmadan.İnsanların birbirlerine karşı bu kadar kötü olmalarından yoruldum.Yardım etmeye çalışop da edemediğim bütün o zamanlardan.Kranlıkta olmaktan yoruldum.Asıl da acıdan.Çok fazla.Eğer sona erdirebilseydim,yapardım.Ama yapamıyordum."
  • Hiç bir şeyi tamamen silip atamazsınız dünya denen bu karanlık aynadan.
  • "Neden bağırmadılar,John?Canlarını acıtıp kanattı,anne babaları hemen yukarıdaysı,öyleyse neden bağırmadılar?"
    John o dalgın gözleriyle bana baktı."Birisine,'Eğer ses çıkarırsan seni değil,kardeşini öldürürüm,' dedi.Diğerine de aynı şeyi söyledi.Anladın mı?"
    "Evet," diye fısıldadım.Anlamıştım.
    (...)
    "Onları sevgileriyle öldürdü," dedi John."Birbirlerine olan sevgileriyle.Nasıl olduğunu anlıyor musun?"
    Başımı salladım.Konuşamıyordum.
    Gülümsedi.Gözyaşları yine akıyordu, ama gülümsedi."Bu her gün olur," dedi."Dünyanın her yanında." Sonra yatıp yüzünü duvara döndü.
  • "Ama burada benden nefret eden çok insan var.Çok.Hissedebiliyorum.Canımı acıtıyor.Tıpkı arı sokması gibi batıyor ve canımı acıtıyor."
  • John yine dudaklarını ıslatıp çok açık bir biçimde konuştu.Yalnızca dört sözcük."Böyle olduğum için üzgünüm."
  • Dönüp o günlere baktığımda Elektrikli nasıl da budalaca bir çılgınlık,ölümcül bir sapıklık gibi geliyor.En iyi koşullar altında bile ince cam kadar kırılganız bizler.Birbirimizi soğukkanlılıkla,gaz ve elektrik vererek öldürmek mi? Ne çılgınlık.Ne dehşet.
  • İsteseniz de istemeseniz de zaman her şeyi silip süpürüyor ve sonunda geriye yalnızca karanlık kalıyor.Bazen o karanlığın içinde başkalarını buluyoruz ve bazen onları yine yitiriyoruz.
  • Bazen insanlara bir yardımımız dokunamaz.Bazen en iyisi hiç denememektir.
  • Ne çare ki kötü adam sonunda bizi mutlaka incitiyor,öyle değil mi?

Perşembe, Şubat 16, 2012

Ruhlar Dükkânı ~ Stephen King


Çeviren: Gönül Suveren
Yayın Evi : Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 523
Ne yazık ki,Ocak ayında adını değiştirip Sally Pratt olacak.Bu ad tıpkı şişman bir kadının  kısa bir merdivenden düşerken çıkardığı sese benziyor.
*
İhtiyaç,değeri tanımlar.
*
Polly'nin arteriti elindeyse,onunki de kalbindeydi.Hangisinin kötü durumda olduğunu kim söyleyebilirdi?
*
Sana bir şey söyleyeyim mi Hugh? Bu dünyada her şeyin... her şeyin satılık olduğunu bilmeyen ve ihtiyaç içinde kıvranan insanlarla dolu...Bedelini ödemeye hazırsan,her şeyi alabilirsin.Paradan söz ediyorlar,hepsi o kadar.Sağlıklı kuşkuları olduğu için gururlanıyorlar.Bu sahte sözler saçma! Tümüyle saçma!
*
Bu kentteki en şişkin cüzdan bile çalışan bir adamın koltuk altındaki ter kadar etmez.
*
Bunun bir nedeni bana sanki her şeyin çabucak olmuş gibi gelmesi,ki bu doğru değil.Bir nedeni de yakamı kolay kurtarmışım gibi gözükmesi.Bu da doğru değil aslında.Bazen daha fazla üzüntü çekmem gerektiğini düşünüyorum.Bunu saklayamam... Ama yine de saçma bir düşünce olduğunu biliyorum...Çünkü bir yanım,önemli bir yanım hâlâ acı çekiyor.
*
Senden çok hoşlanıyorum Alan.Üstelik ben bir riski göze alamayacak kadar yaşlı değilim.Ancak kontrolden çıkan duyguların insanları nerelere sürüklediğini de bilecek yaştayım.Annie'yle Todd'un mezarlarında rahatça yatmalarına izin vermezsen duygularımın o noktalara varmalarına izin vermeyeceğim.
*
Ama hiç olmazsa bebeği herkese meydan okumak istediği ya da kin duyduğu için yanında tutmuyordu.Sevgi onu gafil avlamıştı.O en güçlü,en basit ve en affetmeyen duygu.
*
İnsan bir şey için ne kadar çabalarsa onu elinden kaçırmamayı da o kadar çok isterdi.
*
Gizli sevgilim öyle gizli ki,onu ben bile bilmiyorum.
*
Çocuğun benliğinin derinliklerindeki bir şey kurşuniye dönüşüp hastalanmıştı.Pek neşeli bir çocuk olan Brian artık gülümsemiyordu bile.
*
Bir yalancının en yararlı aracı tarafların güvenidir.
*
Bencil insanlar mutlu insanlardır.Ben buna bütün kalbimle inanırım.
*
"Şey...siz hiç...hiçbir şeyi bedava vermez misiniz Bay Gaunt?" diye sordu.
Leland Gaunt'un yüzünde oldukça üzgün bir ifade belirdi."Ah Sloopey!Bunu kaç kez düşündüm.Hem de büyük bir özlemle! 
Kalbimde henüz dışarı fışkırmayan derin bir iyilik kaynağı var! Ama..."
"Ama?"
Bay Gaunt sözlerini tamamlamadı "İş böyle yapılmaz."
*
"Pek çok tür cehennem var,öyle değil mi Polly?"
*
"Şimdi gördüğüm rüyalar...Canavarlarla ilgili olanlar...Onlar beni korkutuyorlar Şerif Pangborn.Oysa beni mutsuz eden şeyler öğrendiklerim.Bu bir sihirbazın numaralarını nasıl yaptığını bilmeye benziyor.Bazen aptal olmak çok iyi,bunu çok iyi anladım.
*
Ancak ihtiyaçları olan insanların suratları her zaman aynıydı.Çobanlarını kaybetmiş koyunlarınkine benzer yüzler.
*
"O adamın gücü ihtiyaçla ilgili değil.İradeyle ilgili."
*
Cesur bir insansan daha yeni bir dünya aramak için hiç bir zaman geç kalmazsın.