Çarşamba, Eylül 04, 2013

Cemile & Sultanmurat Üzerine

Cemile & Sultanmurat ünlü Kırgız Türk'ü Aytmatov'un iki öyküsünün bulunduğu (isminden de anlaşılabileceği gibi) bir kitap. Ben bu kitabı iki veya üç sene önce kuzenimin evinde bulmuştum. Biraz da ismim dolayısıyla okurum diye düşünmüştüm ve bu yaz da, kitabı Okuma Şenliği'ne dahil ettim. "Romanın yazarının veya karakterlerden birinin isminin veya soyisminin kendi ismiyle aynı olması" gibi bir koşul vardı, hah, tam da onun için işte.

İtiraf etmeliyim ki, Aytmatov okurken çok zorlandım. Cemile'yi bitirince kitaba devam etmemeyi bile aklımdan geçirdim. Ama yarım bırakmak içime sinmedi. Hem etkinlik olmasa da okuyacaktım kitabı, başlamışken bitsin istedim.

Cemile, kimilerine göre dünyanın en güzel aşk hikâyesi. Aslında, galiba ben de sevdim bu aşk hikâyesini... Başı ve sonu muğlak öykülerdendi ama, bu kez öyle olması hoşuma gitti. Cemile'yi ve Danyar'ı düşünmek, onlar için kafamda mutlu bir gelecek kurgulamak güzeldi. Ayrıca, Cemile'yi azıcık kendime de benzettim. Dik başlı oluşu, örf adet nedir bilmeyişi. gjdkgd

Aslında kitapta anlatılan sadece iki insanın aşkı değildi. Bir yandan da Cemile'nin minik kaynının (kayın oluyor herhalde kocanın erkek kardeşi, bu akarabalık şeylerini bilmiyorum ben, enişteden sonrası yok bende) Cemile'ye duyduğu, temiz bir aşk var. Benim en sevdiğim aşk, çocukluk aşkı... Keşke benim de çocukluk aşkım olsaydı. Gerçekten çok imreniyorum çocukluk aşkı olanlara... Neyse. Ve sadece bu da değil, tabiata ve yaşama duyulan aşk da vardı biraz. Küçük çocuğun resim yapma aşkı da. Cemile kısa oluşu, muğlak oluşu nedeniyle de güzeldi belki...

Sultanmurat... Aslında bu da bir aşk öyküsü, iki yeniyetmenin birbirine duyduğu aşk. Ama ne bileyim, ben belki de pek yabancı olduğumdan bozkırlara bu öyküye bir türlü uyum sağlayamadım. Beni içine çekmedi. Açıkçası hiç sevmedim ve bir an önce bitsin diye okudum...

Aytmatov demek ki benim için okunması zor bir yazarmış. Umarım Aytmatov'u da Dostoyevski gibi fobi haline getirmem. Bir akrabamız vardı. Ben ilkokuldayken o liseye gidiyordu. Edebiyat hocaları okutmuştu ona Suç ve Ceza'yı, ben de sürekli bir şeyler anlatmasını istediğimden, anlatmıştı. Tabii o zaman kafamın bir köşesine yazdım. Biraz büyüdüğüme kanaat getirince (12-13 yaşlarında herhalde) kitabı okumaya karar verdim ve aldım. Üstelik okudum da. Anlatmak istediğini derinlemesine anlayamamış olsam da etkilendiğimi hatırlıyorum. Kitabı okumakta zorlanmamıştım.

Buna rağmen lise yıllarımda hiç okuyamadım Dostoyevski, şimdi de elime almaya cesaret edemiyorum nedense... Bir arkadaşım Kumarbaz'ı getirmişti de, incecik kitaptan ancak 3 sayfa okuyabilmiştim. Dostoyevski okumak için doğru zamanı bekliyorum sabırla. Dilerim bunu aşacağım.

İşte Aytmatov da bu hale gelebilir gibi hissediyorum. Belki de elimdeki kitaplar tükenince bir kitabını daha edinir, okumaya çabalarım.

Böylece okunacak kitaplardan birini daha bitirmiş oldum. En azından böyle teselli buluyorum.

5/10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder