Pazartesi, Aralık 31, 2012

DİZBOYU PAPATYALAR ~ Tomris Uyar

Kapak Resmi: Raoul Dufy
Yayın Yılı: 1990
Yayın Evi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 110
ARKA KAPAK:

Dizboyu Papatyalar, değerli yazarımız Tomris Uyar'ın öykü kitaplarından biri. Bu kitaptaki öykülerde, hangi sınıftan gelirlerse gelsinler, yaşadıkları baskılara boyun eğmeyen bireylerle onların uyumlu sınıfdaşlarının kişilik ve değer çatışmalarını bulacaksınız. Tomris Uyar'ın o her zamanki yalın, süssüz anlatımı içinde kendine özgü kurgulama ustalığıyla yarattığı bu öyküler, edebiyatımızın kalıcı yapıtları arasında çoktan yerini almıştır.

  • O kadar yalnızdık ki canım ablam, bir gök parçası vardı baktığında, bir küçük tarla, bir de ablamla ben. Allahı boşver. O gözetse serçeleri gözetir kış günleri yem bulduraraktan ki bize yaramaz. Hiçbir zaman serçe olmadım ki canım ablam, gözetilmedim ki. Kopardım aldım evelallah. Her şey karşılıklı olmalı. (sf.7)
  • Elbet çayla olmuyor bu üstbaş, şu takım elbiseler. Boşuna geçinmiyoruz şu dünyada. Yaşayıp da... O yüzden diyorum ya, ömrümüz kısa olsun daha iyi. Trafik daha az aksar biz olmazsak, arabalılar da daha az çekinir. Yırtına bozula düzelecek bu dünya ama biz yetişemeyeceğiz nasılsa. (sf.8)
  • İnsanı önce kendi soyu yer bitirir, kendi cinsi yağmalar. (sf.57)
  • Yoksullar, zaten güç kalıyor hayatta hanım kızım, güçlükle büyüyor, güç de inanıyor bu yüzden. (sf.58)
  • Başkentin çalışan kadınları ne kadar da aykırı düşerler günışığına! Hele iktisadi bağımsızlığı sevgisizlikle, bencillikle karıştıranlar... Bin güçlükle sararttıkları saçları çabucak parlaklığını yitirir, göz altları torbalanır. Bu yaştaki bir oğlanın gözünde "biçimli"dirler yalnız. Memeleri yassıdır, boyunları pörsük, elleri damarlıdır. Öğle yemeklerini sandviçlerle, kebaplarla ayaküstü geçiştirirler. Bu sıkı perhizden biriken parayı, gençişi bluzlara, ekose eteklere yatırırlar. Özellikle kırk yaşından sonra, "Bir sosisli, bir ayran lütfen!" diyerek kasaya uzanırken büsbütün tizleşir sesleri. Hayır kurumlarında görev alırlar o zaman. Kulüplerde toplanıp akşamları, sanat üstüne konuşurlar. Genç aktörlerle şakalaşırlar. Gün ışığından kaçmaya başlarlar. (sf.68/69)
  • Tıpatıp sana benzerdi, adı da senin adın ama kimselere inanılmaz ki. İnandın mı, sevdin mi, başına biner insanlar. (sf. 104)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder