Pazartesi, Kasım 04, 2013

Dağlardan Sorun Beni ~ Forrest Carter

Son Apaçi Savaşçısı Geronimo'nun Romanı


Çeviren: Şen Süer Kaya
Özgün Adı: Watch For Me On The Mountain
Yayın Yılı: İkinci Basım / Ocak 2000
Yayınevi: Say Yayınları
Sayfa Sayısı: 294

ARKA KAPAK:


Amerikalı kızılderililerin kültürlerinin ve uygarlıklarının ortadan kaldırılması, çağımızın en büyük yüzkaralarından biridir. Kıtayı atalarından miras alan kızılderililer, ne yazık ki bunu çocuklarına bırakamamışlardır. Kızılderili soykırımı ve onlarca kabilenin yeryüzünden silinmesi, 1860-1890 yılları Amerikası'nın korkunç bir trajedisidir. Dağlardan Sorun Beni bu trajediyi anlatmaktadır.

Topraklarından atılan, çoluk çocuk katledilen, göçmen kamplarında açlıktan ve hastalıktan ölmeye terk edilen, ihanetlere uğrayan bir kızılderili boyunun, Apaçiler'in başkaldırısı olan Dağlardan Sorun Beni'de bir halk destanı okuyacaksınız.

Romanın kahramanı olan Apaçi lideri Geronimo olağanüstü kişiliği, aklı ve aklını kullanması, inancı ve boyuneğmezliği ile Apaçiler'in direniş destanının simgesidir. Son Apaçi savaşçısı olan yenilmez lider Geronimo'nun gerçek yaşamöyküsünün anlatıldığı Dağlardan Sorun Beni insan direnişinin romanıdır, insan olanın yenilmezliğinin romanı.

"Yargıç, savunmacım yok. O... Askere bıçak sapladığımı hatırlamayacak kadar sarhoştum." Sustu ve gülmeden önce sessiz mahkeme salonuna sakince göz attı. "Duyduğum tek pişmanlık Yargıç, bu olayın doyumunu hatırlamamak, fakat orospu çocuğu cehenneme gittiği için gurur duyuyorum." (sf.51)

Savaşmak, yaşamaktır. (sf.80)

İnsan, beyaz adamın maddi gelişimi için yararlı, fakat ruhsal Büyük Güç'ün gelişimine yabancı, fiziksel bilimlere aşık oldu. Legolarla oynayan, onları üst üste yığan çocuklar gibi, insan da materyalizmi devrildiği zaman ağlar. Fiziksel şeyleri ölçmeyi, ağırlığını bilmeyi, parçalara ayırmayı öğrenmiştir. Dünyanın çevresindeki havanın altı katrilyon ton olduğunu, %78 nitrojen, %21 oksijen ve küçük miktarda diğer gazlardan oluştuğunu bilir. Isınan havanın genleştiğini ve yükseldiğini, soğuyan havanın aşağıya indiğini, havanın su buharını topladığını, sıkıştırdığını ve dünyanın çevresinde yağmur taşıdığını, dünyadaki hiçbir şeyin hava ya da hava akımları olmadan yaşayamayacağını bilir. Hava polen ve sporlar taşıyarak bitkilere Yaşam verir, oksijeni bütün bitkilerin kök ağızlarına taşımak için, dünyaya ve sakinlerine Yaşam getirmek için suların içine dalar. İnsan, havanın okside edici bir eleman olarak hareket ettiğini,sıcaklık ve enerjiyi, onsuz hiçbir şeyin yaşayamayacağı Yaşam'ı serbest bıraktığını bilimsel bir kesinlikle bilir. Fakat insan bunu kontrol edemez ve maddi dünya üzerindeki akılsal üstünlüğünden duyduğu küstahlıkla amacı anlamsız olan doğal bir olay olarak bir kenara bırakır. Dünyaya egemen olamadığı ya da anlamamayı seçtiği zaman, yalnızca maddi özelliklerini yorumlar. Diğer her şeyi bir kenara atar.

Apaçi böyle değildir. Apaçiler yaşamak için yüzyıllardır İrade'ye, Ruh'a dayanmıştır. Kendilerini çevrelerindeki her şeyin efendisi değil, bir parçası olarak görerek ve bunlara karşı kibir hissetmeden aynı İrade ve Ruh'u onlara atfetmişlerdir. Bütün şeylerin Yaşam'ı, dolayısıyla Amaç'ı olduğunu görmüşlerdir. Ellerini kaldırarak rüzgârda poleni yakalamışlar ve Yaşam'larını üretme açlığı çeken bitkilere doğru yolculuğunu gözlemişlerdir. Rüzgârın yağmur getirdiğini, gereksinimleri için Yaşam parçalarına bu yağmuru yaydığını görmüşlerdir. Rüzgâr bir Yaşam yaratıcısı değilse, o halde Yaşam taşıyıcısıydı... İnsan gibi. Dolayısıyla Rüzgâr'ın Amaç'ı ve bu yüzden Ruh'u vardı. (sf.176 / 177)

Aptallar eğlenmek ve ölüm için uzağa bakarlar... her ikisi de yanıbaşlarındadır. (sf.194)

Doğru yaparsan... İnancı korursan... Daha yüksek yaylalara çıkarsın. En yüksekteki düzlük, doğal olarak geri dönemeyecek kadar güçlü olduğun yerdir. Yani... 'kurtarılmış olmak'. (sf.236)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder