Perşembe, Şubat 23, 2012

Ressamın Elkitabı ~ José Saramago


Çeviri: Şemsa Yeğin
Orijinal Adı: Manual de Pintura e Caligrafia
Kapak Tasarımı: Ayşe Çelem Design
Kapak Resmi: Ernest Ludwig Kirchner
Yayınevi: Can Yayınları
 Sayfa Sayısı: 257





 



  • "Bu adam kim?" Hiçbir ressam kendisine bu soruyu sormamalıdır,oysa ben,yapılmaması gerekeni yapıyordum.Bu bir ruhçözümlemeciden,hastasına olan ilgisini biraz daha artırmasınu istemek kadar tehlikelidir;bu çaba doktoru uçurumun kenarına ve kaçınılmaz düşüşe götürebilir.Her resim uçurumun bu tarafında yapılmalıdır,kanımca aynı şey ruhçözümlemeci için de geçerlidir. (sf.21)
  • Bildiğim tek şey,bilmemeyi dayanılmaz bulduğumdur. (sf.22)
  • Zengin erkek hiçbir zaman görmez,fark etmez,sadece bakar ve sigaranın paketten yanmış olarak çıkmasını beklermiş havalarında sigarasını yakar.Zengin erkek,öfkelenmiş sigara yakar,yani zengin erkek,bu işi onun yerine yapacak kimse bulunmadığından sigarasını yakarken öfkelidir. (sf.24/25)
  • Resmini yaptığımda bu adamı yok etmek istedim,ancak yok etme yetisinden yoksun olduğumu gördüm.Yazmak,ikinci bir yok etme girişimi değil de bütün dişlileri ölçüp biçerek,milleri milim milim kontrol ederek,yayların sessiz alçalıp yükselişini ve madeni parçaların içindeki moleküllerin ritmik titreşimlerini iyice gözden geçirerek her şeyi kendi içinde yeniden inşa etme girişimi oluyor. (sf.26/27)
  • En iyi insanlık tarihi,yerden bütün tohumları elin tek bir hareketiyle avuçlayan,sonra da zamanın değişik evrelerini,avucunun içindeki bu olgun,ancak ekmek haline gelmekten henüz çok uzak bulunan tohumları göğe doğru ya da tam gözlerimizin düzeyine kaldıran bir tarih olurdu. (sf.29)
  • Canlıyken aynı şey insanlar için de geçerlidir (öldükten sonra,yaşarken kim olduğunu anlamak artık olanaklı değildir) : İnsana bir ad vermek,onu yeryüzündeki yolculuğunun belli bir ânında,belki dengesini bozarak hareketsiz hale getirmek,onu bir başka şekilde sunmaktır. (sf.30)
  • Ne var ki,bazen bir hareketin orta yerinde,artık dışarıda olmadığımızı,ama gene de içeride bulunmadığımızı anladığımızda müthiş bir acı duyuyoruz. (sf.35)
  • Söz aramızda,hiçbir şey bizim malımız değil,ama kendimizden çok başkalarına ait olan bir şeyi kullanırken kendimizden emin ve rahat görünmemiz uygun düşer,çünkü her zaman için daha bile azına sahip biri vardır. (sf.39)
  • Şu andaki ben,bir an önceki benden tümüyle farklıdır,zaman zaman tam tersi bir ben vardır,ama ne olursa olsun,her zaman için farklıdır.Dolayısıyla geçmişin ölü olduğuna (geçmişin geride kaldığına,demek yeterli olmaz burada) inanıyorum.Şu ana dek kadınım olmuş olan kadınlar artık ölü,ne kadar çok sevmişsem o kadar ölüler hem de.Ama hiçbirini,benim de bir parçamın onlarla birlikte ölmesine yetecek kadar sevmedim. (sf.51)
  • Karşılıklı sadakat ihtiyacı bir yük haline gelmediği sürece ilişki yürür,bu sözsüz anlaşma bozulduğu anda ilişki zaten bitmiştir.(sf.51)
  • Bizler,tıpkı resmin anlamdan yoksun olduğu gibi,fikirden yoksunuzdur;herkes,her şey,aynı suça ortaktır,aynı yanlışlara göz yummuş,aynı ikiyüzlü davranışlarda bulunmuştur.(sf.55)
  • İnsan davranışları bir varsayımlar dünyasında yaşamlarını sürdürürler. (sf.59)
  • Portre ressamı olan herkes kendi portresini yapar.Dolayısıyla önemli olan model değil ressamdır ve bir portre ancak ve ancak ressamının taşıdığı değer kadar değer taşır,daha fazla değil. (sf.85)
  • Hayatta aradığını bulamayan bir insanın - yanlış yolu tutmuş ve yanlış adı seçmiş birinin- başına her zaman geldiği üzere yolda ölmeyeyim sakın. (sf.86)
  • Belki de hiçbir yaşam anlatılamaz,çünkü yaşam,okunmak ya da bakılmak üzere açıldığı ya da soyulduğu anda toza dönüşüp ortadan yok olan bir kitabın birbiri üzerine binen sayfalarına ya da bir resmi oluşturan,üst üste sürülmüş boya tabakalarına benzer.(sf.98)
  • Doğmuş olduğumda,ölümümün başlangıcında dünyaya gelmiş bulunuyordum,dolayısıyla neredeyse ölüydüm.(sf.101)
  • İnsanın gerçek doğum yeri,onun kendisine ilk kez aklıyla baktığı yerdir. (sf.102)
  • Bende ölüme karşı,yani ölüme değil de ölmeye karşı bir tutku var (ya da delikanlılığımdan beri var.) Bunu böyle pat diye söylemem doğru mu,bilemiyorum,insanın korkaklığını itiraf etmesinden kimse hoşlanmaz... (sf.110)
  • Ölüm ve ölmek sözcükleri beş kez geçmiş metnimde,oysa insan bir kez ölür. (sf.111)
  • Çünkü beyaz yoktur,bir ressam olarak bunu öteden beri bilirim.Sadece var olan şey var olabilir.(sf.111)
  • Kendime, "Onların görüşleri beni etkilemez," der gibiyim.Yeteneksiz insan bir dâhi kadar,hatta belki ondan da daha çok bağışıklık kazanmış durumdadır,ama bu,onun hayatının yararsız olduğunu göstermez.(sf.114)
  • Dünya yaşlandı,acı içinde. (sf.115)
  • Gerçek yalan bilinmeyendir,insanın normal olarak yalan diye adlandırdığı şey,düzebileceği yüz yöntemden yüzüncüsüne göre düzülmüş şey yalan değildir. (sf.119)
  • "İnsan insanların neye gereksinim duyduğunu ya da neyi anladığını bilemez ki." (sf.122)
  • Kahraman ve aziz yaratmanın pek çok yolu vardır: Asıl güçlük aralarında daha önceden hiçbir ilişki olmamış üç ya da dört vektörün optimal uzamda karşılaştığı o kısacık anda bu kahraman ya da azizleri keşfedebilmektir. (sf.133)
  • Don Kişot'u oynamaın tek bir yolu vardır; insanın ideallerini büyütmesi.Zamanın geçişini yavaşlatmanın tek bir yolu vardır: Başka birinin zamanını yaşamak. (sf.133)
  • Doğruyu söylemek gerekirse,yanlışlıkla yazdım,ama nereden bilebilirdim,çünkü insan ilk yazışında,her şeyi açığa vuran ama anlamak denen şeye asla izin vermeyen gizli bir dil kullanır.İlki olmaksızın ikinci dil,öyküyü anlatmaya elverişlidir,ikisi bir araya geldiğindeyse hakikati oluştururlar. (sf.134)
  • İki imgelem arasında,öncenin talep ettiği imgelem ile sonranın tehdit ettiği imgelem arasında yaşamöyküsü var,insan,kitap,resim var. (sf.137)
  • Yaşamla ölüm arasında,yaşam sözcüğünü oluşturan harflerle ölüm sözcüğünü oluşturan harfler arasında bunları yazmayı sürdürüyorum,daracık bir köprü üzerinde dengemi yitirmemeye çalışıyorum,kollarımı açmışım,havaya sımsıkı tutunmuşum,keşke hava daha yoğun olsaydı da düdşüş böylesine çabuk olmasaydı,olmayabilirdi,diyorum.(sf.138)
  • Kimse kendisine acımamalıdır.İnsana saygının ilk koşulu budur (Çelişki: Hiç kimse,kendisine acımadığı sürece başkasına acıyamaz.) (sf.142)
  • Park yeri bulmak hâlâ kolay,yol kenarlarındaki su olukları gene ortaya çıktı,sokaklar eski görünümlerine büründüler,trafik güçlük çekmeksizin ilerliyor.Ama ben yalnızım. (sf.143)
  • Bu kentlerden ayrılırken "İşte ben burada yaşamalıyım," diyorum kendi kendime.Böylece onlara duyduğum saygıyı dile getiriyorum.Ama şimdi içinde ölmek istediğim iki kente,Floransa ve Siena'ya yaklaşıyorum.Bu isteğim daha da büyük bir saygıyı dile getiriyor. (sf.152)
  • İnsanlar âşık olabilir,çok acı çekebilir,ama bunun bir anlamı olmalıdır. (sf.154)
  • "Bazı durumlarda sessiz kalmak yalan söylemek anlamına gelir." (sf.164)
  • Ağlamak hiç değişmiyor. (sf.166)
  • Bazen ana-babalar son derece ahmak olabiliyor. (sf.177)
  • Birinin dostu olmak kolay değildir.Demek istediğim,biriyle olan dostluğumuzun derecesini hiçbir zaman bilemeyiz. (sf.181)
  • Zayıflıklarından ötürü küçük görmemeliyiz insanları.İnsan hastayı avuturken kendisini çok sağlıklı hisseder,aptalla konuşurken de çok akıllı. (sf.182)
  • Bence insanlar yaptıklarıyla ölçülmeli,bu da kendimi beğenmeyişimin nedenini açıklıyor.Ama bazı koşullarda insanlar söyledikleri ya da söylemiş olduklarıyla da ölçülebilir.Bir şey söylediler mi,hem kendi gözlerinde hem de başkalarının gözlerinde istediklerinden fazla ödün vermek durumunda kalıyorlar.Konuşmak aynı zamanda yapmak ya da en azından herkese karşı bir şey üstlenmek demek. (sf.188/189)
  • Daha doğarken iki büklüm geliyoruz dünyaya.Üst üste binmiş cetveller gibi sıkıştırılmış ve küçültülmüş durumdayız.İçimizde iç metre var ama hareket alanımız bir karışı geçmiyor. (sf.197)
  • İnsanın -ayakları çizmeye göre fazla küçük olsa bile- babasının çizmelerini ayağına geçirmesi de insan olmanın bir yoludur. (sf.201)
  • Ölüleri bir kenara bırakıyorum,ama onları unutmayacağım.Onları unutmak,sanıyorum ölümün ilk belirtisi olurdu. (sf.203)
  • İnsanları birbirlerinden ayıran bu uzayda ben ne yapıyorum? (sf.224)
  • Bir şeye karşıyım.Ama neye? (sf.228)
  • Ancak,çok farklı olan insanlar aynı zamanda çok benzerdirler,ülkelerin her biri,bu farklılıkların ve benzerliklerin bir bileşimidir,zaman zaman sınırların ve çağların ötesinde çakışan,zaman zaman birlikte birbirini arayan,hatta kovan sonsuz bir birleşmedir bu. (sf.229)
  • Zamanın sadece zamana gereksinimi vardır. (sf.233)
  • Yıllar ve deneyim,sözcükleri kullanmada dikkatli olmayı öğretiyor bize.Yanlış kullanıyoruz,farkında olmadan öne çıkarıyoruz,sonunda bir gün eski giysiler gibi lime lime olduklarını görüyoruz,bir zaman sürekli onarıldığını belli etmemek için her fırsatta ustalıkla kırpılan paçaları iplik iplik olan eski pantolonu giyerken utandığımız gibi utanıyoruz. (sf.254/255)
  • Kusursuzluk,çok kısa bir süre için vardır.Değil kalmak,oyalanmak bile ona göre değildir. (sf.259)
  • "Devam ediyoruz.Bu nehir gibi bir şey.Suyu azdır,çoktur,ama akar.Hepimiz aşağı yukarı böyleyiz,durmadan gideriz." (sf.266)
  • Onu kendime çektim ama ne bluzunu açtım ne de eteğini kaldırdım.Sadece dünya Samanyollarıyla tıklım tıklım doluncaya dek öpüştük. (sf.267)
  • Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder

    Yorum Gönder