Pazar, Ocak 27, 2013

MUJERES AL BORDE DE UN ATAQUE DE NERVİOS

SPOILER İÇERİR!

Yapım: 1988
Tür: Komedi, Dram
Süre: 90 dk.
Yönetmen: Pedro Almodovar
Imdb Puanı: 7.5
Oyuncular: Carmen Maura (Peppa), 
Fernando Guillén (Ivan)
Antonio Banderas (Carlos), Julieta Serrano (Lucia)
Maria Barranco (Candela)
Rossy de Palma (Marisa)

Ben ne kadar ileri görüşlü bir pıtırcıkmışsam küçükken, televizyonda bir gazetenin böyle DVD seti verdiğini görmüştüm kuponla ver "Ben izlerim bunları" diye düşünerek babamı sıkıştırmış, o kuponları biriktirtmiş ve seti almıştım. Masaüstü bilgisayarımda DVD izlemeye yarayan zımbırtı olmadığı için uzunca bir süre bir köşede durdu o filmler. Sonra da varlığını bile unuttum. Dün eve gelince aklıma geldi, dedim dizüstü bilgisayarda izleyebilirim, faydalanabilirim ben bunlardan. Anneme sordum, tabii ki neden söz ettiğime dair bir fikri yoktu. Ama babam şıp diye hatırladı ve nereye koymuşlarsa buldu çıkardı. 

Bu gün içinden çıkılamaz bir kararsızlık yaşadıktan sonra "Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar" (IMDB) ilgimi çekti. İzlemeye karar verdim. Aslında ben çok kasvetli bir film olduğunu düşünmüştüm çünkü zahmet edip film hakkında bir şeyler okumamıştım. Öyle de bilinçsizce seçiyorum ki ben izlediğim filmleri, ya sevdiğim bir oyuncu var diye, ya afişini beğendim diye izliyorum. Filmin İspanyolca olduğunu bile bilmiyordum, biraz şok oldum.

Daha önce hiç İspanyol sinemasına bulaşmamıştım. Zaten hiçbir zaman bir sinema kültürüm olduğu iddiasında bulunmam. Ben deli gibi film izleyen insanlara özenip, bir türlü onlar gibi olamayan biriyim. Az film izliyorum ama nokta atışı yapıyorum sanırım, kimse bu konuda cühelalığımı çakmıyor.

Neyse, İspanyolca izledim ilk kez bir filmi. Çok tuhaf geldi. Adapte olmakta azıcık zorlandım. Ama yarısından sonra kulağım alıştığından mıdır nedir aktı gitti.

Filmde pek çok insanın hayatı kesişiveriyor bir anda. Biz Pepa'yı izliyoruz aslında. Pepa dublaj falan yapan, televizyonlarda boy gösteren ünlü bir kadın. Dizilerde falan da oynuyor. Ancak hayatı pek ahım şahım değil. Sevgili Ivan tarafından terk edilmiş. Ivan da içimizdeki çapkın resmen. Her adımda, geride bıraktığı bir kadın var. Her neyse... Pepa çok mutsuz. Tek dileği Ivan ile son bir kez konuşmak. Ona ulaşmak için her yolu deniyor ama bir türlü ulaşamıyor. Ivan tam bir hayırsız. 

Pepa bu tür bunalımlarla boğuşur, Ivan'a ulaşmaya çalışırken Candela dayanıyor kapısına. Candela da bir manken. Bir gence deli gibi aşık olmuş ve ona evini açmış. Ancak öğreniyor ki bu deli gibi sevdiği adam bir terörist. Bir gün yanında iki arkadaşını da getiriyor Candela'nın evine ve bir uçağı kaçırma planları yapıyorlar. Bu adama deli gibi aşık olan Candela polise gitmiyor. Ancak anlıyor ki adam aslında onu hiç sevmemiş, sadece kullanmış. Bir gün televizyondan sevgilisinin yakalandığını duyuyor ve paçaları tutuşuyor. Eğer konuşursa, kendisinin yardım ve yataklıktan suçlanacağından korkuyor. Evdeki tüm izleri yok ediyor ve Pepa'ya koşuyor. Pepa'yı defalarca kez arıyor ama Pepa'dan yanıt alamıyor. Sonra da evine gidiyor. Pepa bu kıza evini açıyor ama bir türlü fırsat bulamıyor onu dinlemeye.

Pepa, Ivan'ın peşinde sağda solda koştururken Pepa'nın evine bir çift geliyor. Marisa ve ismini hatırlamadığım bir oğlancık. Bu oğlancık da meğer Ivan'ın oğlu değil mi?! Evet o. Çılgın tesadüflerle herkes bir araya geliyor. Ivan'ın oğlu Candela'nın durumunu öğrenince bunlara bir avukat tavsiye ediyor ve filmin sonunda anlaşılıyor ki o avukat da Ivan'ın öteki sevgilisiymiş!

Çok hareketli, tesadüflerle dolu, dünya tatlısı bir film. Biraz içine etmiş olabilirim ama zaman bulursanız izleyin derim. Tüm detayları anlatmadım yia! Anlatmadım! :D Filmden zihinlere kazınan bir replik bulup çıkarmak gerekirse o da şu olsun:
  • Mekanik bilgisi bir erkeğin psikolojisini öğrenmekten çok daha kolaydır. Bir motoru son vidasına kadar tanıyabilirsin. Bir erkeği asla.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder